7
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
229
Okunma

KESB-İ KENDİ
Fevzi Emir Yılmaz
Eline düştü diye yüreğime hor baktın,
Senden şifa beklerken içimde ateş yaktın.
Ben sevdanın mahkûmu, sen firârî kaçaktın;
Kanıyorken aşkınla, sırtımdaki bıçaktın.
Kaderde vuslat varken sen ayrılığı seçtin,
Âb-ı hayât dururken âb-ı memâtı içtin.
Sen bu acziyetinle ikimizden de geçtin;
Kimseyi mes’ûl tutma, bu yazgıyı sen biçtin.
Gidip başka dillerden pembe yalanlar dinle,
Bir araya gelmemiz mümkün değil seninle.
Çıkmam artık karşına; inan Hakk’a, yeminle…
Yıktın gönül dağımı, gurur duy zaferinle.
Şimdi ister hicâb duy, ister övün kendinle;
İstersen al başını, çöllere düş derdinle.
Son kez olsun ne olur sus da beni bir dinle:
Korkarım “hey hât” deyip yanacaksın virdinle.
Ben de sustum vaktiyle; sanma, suçlu hep sensin.
Sende, Züleyha gibi, Yusuf’a zulmedensin.
İsterse bu günahım hayatımla ödensin;
Beni her seferinde bırakıp giden sensin.
Zaman, bir gün senin de gençliğine kıyacak;
Sanma ki o ışığın ebedî parlayacak.
Bana hak verdiğin gün, en son günün olacak;
O gün nedâmetini cümle âlem duyacak.
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.