7
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
338
Okunma

Portakal rengi kıyametin susalır cemresi,
Örülür cânın vefâsı,
Toprak altı uyanışa.
Lâ-mekânın ayasında asılı kızıl cevher,
Yolların kanayan yarasında yeşeren zuhur...
Mühürlenir vaktin kalbi,
bir vuslat şafağına!
Gümüşî düş;
Tundraların buzdan kalbinde yankılanan
dumanlı destan.
Tarçın râyihalı bir deryaya dökülür
bütün tortular,
Huzurun en şeffaf, ipeksi ve
narin meali...
Hârelenir düş,
Hârelenir cân içinde nakışlar,
Yudumlar ruhu o dilsiz selâmet!
Kuytuda uykulu bir rüya,
hicreti kuşanır yolcu,
Zamanın parmak uçlarından süzülen
masum anı.
Düşlerin başladığı beyaz eşik;
Henüz uyanılmış,
kimliği sırla demli bir nefes...
Sokulgan bir kumru sessizliği;
Karanlığın en mestûr,
en kuytu ve
en şifalı yanı.
Kuşlu aynalarda efsunlu bir çiçek;
Ay’a asılır hasretin o billur sükûnu...
Vaktin rahminde ince bir sızı,
Ruhun derinliğinde dilsizce filizlenen
o kızıl yıldız...
Rengini yangınından alan boşluk;
Göklere iltica o rüya ötesi sefer,
Üstü örtülmemiş yalın hakikat!
5.0
100% (16)