6
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
210
Okunma

Yeşil giryenin melâl sarnıcı, Âynam;
Saçlarında rüzgâr, gümüşten kırbaç…
Dünya; bir hilâl-i incinin taze boynunda,
Taze sürgünlerin ucunda,
Koca bir hıçkırık atlası.
Gecenin kara göğsünde yıldız,
Karanlığın nemli tülü içinde bir şerâre;
Gecenin pervane kuşu,
Ruhumun dilsiz mahzeni:
Dırahşan bir yâre.
Parmak uçlarımda kelebeğin kıyamet dansı,
Kanadında şikeste
bir kar beyazı;
Dağ sustukça doruktan dökülen…
Ah, yolumun tutkusu,
Toprağın gizemli çapası, Âynam!
Her adımını sessizce köklerine çakıyor.
Vaktin sularında boğulurken;
Zaman sağır bir zemzeme.
Dilimin ucunda lerzan bir harf mahşeri,
Rüyanın eşiğinde çarpan dilsiz kapılar.
ya Hay
Ufkun limanında, bir mum şulesi
Işıklı şehrin kalbinde
Sığınak bir nida.
Uçurtma uykusu Âynam;
Bir nefes yosunu, avuçlarımda sakladığım.
Yanan kor…
Külü bile destan kokan yangın.
Göğsünden dökülen notalar;
Gül buğusundan sağılan hicaz.
Göğümün durağı;
Gözlerini yum, kirpiklerin;
Uçurumun kıyısında sükûtun
saçaklarından örülmüş köprü
....
5.0
100% (10)