4
Yorum
34
Beğeni
5,0
Puan
556
Okunma

Gökte asılı bir salıncak,
gecenin ipleri avuçlarıma sürtünüyor.
Soluğumda ateş taneleri
sıcak bir toz,
kıvıl kıvıl;
bir kuşun kanadından
düşen kül
gecenin ağzında eriyor.
Belim,
görünmeyen bir ilmikle daralıyor,
ruhumda nihavend sızı, sessiz çın;
her zerre gurbet taşır
ay tenime.
Kum bakışlı vuslat beklerken Mutlak yolu,
dünya üstümden geçen bir gürültü.
Zehir,
ehline şifa;
tenimde kalan
kızıl bir iz.
Aşkı kuşanmışız,
dünya faslında.
Işık,
karanlığın çatlağında
bal bağlamış bir yara.
Avucumdaki tılsımla
gölgesini sulayan nergis.
Her mısra,
gön tozu.
Kalbimin kuytu çehresinde
Durnâl;
vuslat
zerre zerre
nefes alıyor.
İşit, zerre:
içimde bir külhâl, gökçölgü.
Dertler düğüm düğüm;
şifa,
ruhumuza sızıyor.
Turunç kanatlı hecelerin nakışı,
ezelî uykuda
koyu bir göl.
Dünya içimden kayıyor; sisru,
sonbaharın elinden düşmüş bir rüzgâr.
Eğil.
Bir kor haykırıyor,
tel tel ses veriyor
nar-ı aşk közüyle.
Zaman,
nefesini
tekliyor.
Susma;
kelimelerin kutsal amininde konuş,
mâverâya değsin.
Nihayet,
kâinat sükûta erdiğinde
açsın
menekşe aşkına
....
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.