duman ve is yaşında geceyi uzatıyorum. karanlığın kızıl çubuğunda güneş, sızan bir köz demi. kuşlar eğilip kalkar söz edilince aşktan; çünkü zaman, turnaların ırmağa usulca indiği yağmur ıslağı...
sıcak düşü üşüyen kıyıların, yol hüznünden gül esmerliği çarpar. gölgeleri dokuyan suların yumağında, yalnayak çocuklar baharın avucuna taşır ıslak şiirleri. küllenen ışığın yangınından doğar susmalar. hiçliğin gürültüsüz sazında dağ soluğu, uçurumun oyuklarında yalnızlığın uyuyan bebeği... belki solgun bir gülümseyişin ertesidir o, belki de burkulan bir sesin çöl menekşesi.
Ay parçası vaktin, apansız dudaklarına dökülür. buğdayın uzun ve ince bacaklarıyla aşk... suskuların günlüğüyle çatlar tohum. özlem, çığlıkla örülmüş bir ikindide, boğazımda konaklayan göçmen kuş.
sıyrılır gelir işte her gece bir tren, yırtılmış tülüyle rüyama...
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Her gece bir trenin rüyasına sızdığı bir şair düşünün. Mısralarının dikiş yerlerinden sızıntı yapan düşler, kelimelerin kanatlarında uçuşan yalnızlık, ve zamanın yumuşadığı bir anlatı dili.
İşte Tesbih şair, işte onun şiiri.
Günümüzün gürültülü, gösterişli ve hızla tüketilen şiir anlayışına inat, ağır ağır, sessiz sessiz yazan bir şairdir o. Mısraları acele etmez. Tıpkı yağmurun toprağı usulca ıslatması gibi, onun şiiri de insanın içine yavaşça sızar.
Her şair biraz gökyüzüyle konuşur, ama bazıları yağmurun dilini de öğrenir. Bazı şairler sadece kelimeleri değil, kelimelerin sustuğu yerleri de yazabilir.
Onun şiirine ilk adım attığınızda, sanki uzak bir istasyonda unutulmuş bir trenin içindesinizdir. Camlar buğulu, raylar küflü, koltuklar terk edilmiş gibidir. Ama tam da o terk edişte başlar onun şiirinin sıcaklığı.
Gece, onda hem örtü hem aynadır. Rüya ile gerçek arasındaki o belirsiz hat, onun şiirinde hem sınır hem geçittir. O tren yalnızca bir ulaşım aracını değil, bilinçaltının içinden geçen, özlemle yüklü bir hâli temsil eder.
Bir suyun gövdesine düşen kuş, bir çocuğun avuçlarında bekleyen ıslak şiir, bir çöl menekşesinin burkulan bir sesten doğması… Bunlar sıradan gözle bakıldığında sadece güzel benzetmeler gibi gelebilir. Ama Tesbih şairim için bu imgeler şiirin nabzını attıran organlardır. Onlarsız şiir yaşar ama ruhsuz kalır.
Onun şiirine girmek, bir tren yolculuğuna çıkmak gibidir. Her durakta biraz daha derinleşir, biraz daha sessizleşir insan. Bir dize bir anıya dokunur. Bir başka dize yıllar önce unutulmuş bir sesi geri getirir.
ve şiir bittiğinde ise insan artık aynı kişi değildir. Bir şey eksilmiştir belki, ama eksilen şeyin yerinde başka bir şey filizlenmiştir. Anlayış, sezgi, ya da sadece iyi yazılmış bir yalnızlık hissidir bu.
Tesbih şair; öyle bir dize kurar ki, bin düşünce yıkar. '' Söz söylemesini öğrenmek, kılıç kullanmasını öğrenmekten daha zordur.'' Ona göre güçlü olmak, çok şey söylemek değildir. Doğru anı beklemektir. Bir sözü ne zaman söyleyeceğini bilmek, nasıl söyleyeceğini bilmekten daha kıymetlidir onun için. ....
Yağmur, her şeyi yavaşlatır. Sokak lambaları altında titreyen bir su birikintisinde başlar bazen zamanın çözülüşü. Bir çocuğun adımları yankılanır boş kaldırımlarda; her adım, annesinin unutulmuş ninnilerine karışır.
Bazen bir ağacın gövdesine yaslanır şehir. Gökyüzü, hırçın bir iç çekiş gibi dökülür üstümüze. Biz ise, kırılmış saatlerin sarkacında, gözlerimizi toprağın paslı kalbine doğru çeviririz.
Ay, bir bohça gibi açılır gecenin beline. İçinden sararmış mektuplar çıkar, kimsesiz dualar, eksik sevda cümleleri… Her biri bir başka sokağa savrulur rüzgarla.
Her gece, rüyasına tül gibi bir sızı sarkar insanın. Bir tren geçer içimizden. İçinde kim olduğunu bilmediğimiz bir yolcu, perdeyi aralayıp bir kez bakar yüzümüze. O bakış ki, kırk yıl önceki bir gülümseyişi anımsatır bize. sesi yarım kalmış bir türküyü belki de. Belki de bu yüzden bazı şiirler sadece ıslanırken okunur.
İşte biz, içimize yağan o uzun yağmurların çocuklarıyız. Islak şiirlerin gövdesinde filizlenir, sessizliğin dilinde büyürüz.
Sıradanın üzerinden usulca geçen yine güçlü bir şiir yine.
Evet, bazı şiirler sıradanın üzerinden geçerken çamura batmazlar, ayak izi bile bırakmazlar ama toprağın ruhunu yerinden oynatırlar. Sıradan, artık sıradan değildir.
O artık, şiirin baktığı yerden bakan göz için bambaşka bir hakikattir.
Hayranlığımız katlandı Katlanmaya da devam edecek.
Sen şair geniş zamanlarla sıkıştırıyorsun kalbimin tüm odacıklarını. Di’ den miş’e uzanıyor önümde tüm geçmiş. Geldim. Bir bir döneceğim kaçırdığım ne varsa senli cümlelere. Başladık Yağmur Islağı ile… Ne de güzel yakıştı an’a.
Bir anlatıdan öte bir rüya atmosferi yaratılmış bu şiir okuyucuyu bilinç akışı içinde sezgisel ve yoğunsal olarak içine çekiyor.Şiirin zaman teması bir döngü içinde süreklilik duygusu üzerine kurulmuş.Zaman kısa bir an'ı sabitleyen değil de içsel bir yankıya dönen bir öğe konumunda. Mekansal anlatılarda her bir nesne, varlık ve doğal bileşenler birbirine sızmış sanki.Bu da mekan olgusunu içselleştirmiş. Bir rüya trenine binip gecenin soluğunda yolculuk yapmak gibiydi bu şiir. Aşk hem bir közün sızısı hem de göçmen bir kuşun konaklaması gibi o trenin ardından bakakalmış.Gitmek ve kalmak büyük mesele,çok büyük mesele...
Şiir, sürreal imgelerle örülmüş yoğun bir atmosfer kuruyor. Yağmur, gece, çocuk ve doğa motifleri iç içe geçerek hem hüzünlü hem de masalsı bir dünya yaratıyor. Dili katmanlı ve şiirsel; okurda hem görsel hem de duygusal bir yankı bırakıyor.
şiir kalıplı ve gür kelimelerin heybetli seslenişiyle bir şiir döneminde var olsak bu şiirde bizden derdim derin diplerin mistik ruhlarına örgüler bezediği gibi sanki
ayna hissettim şiirde şiirlerime hürmetle belki ikinci yenici değildik ama üçüncü dördünce diyebilme umuduyla...
Yüreğinize sağlık.. yina harika bir serbest şiir okukduk mahir kaleminizden.. baştan sona kadar inci gibi dizilmiş dizelerdi.. tekrar yüreğinize sağlık... sonsuz saygılar..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.