14
Yorum
50
Beğeni
5,0
Puan
781
Okunma
duman ve is yaşında geceyi uzatıyorum.
karanlığın kızıl çubuğunda güneş, sızan bir köz demi.
kuşlar eğilip kalkar söz edilince aşktan;
çünkü zaman,
turnaların ırmağa usulca indiği
yağmur ıslağı...
sıcak düşü üşüyen kıyıların,
yol hüznünden gül esmerliği çarpar.
gölgeleri dokuyan suların yumağında,
yalnayak çocuklar baharın avucuna taşır
ıslak şiirleri.
küllenen ışığın yangınından
doğar susmalar.
hiçliğin gürültüsüz sazında dağ soluğu,
uçurumun oyuklarında yalnızlığın
uyuyan bebeği...
belki solgun bir gülümseyişin ertesidir o,
belki de burkulan bir sesin çöl menekşesi.
ağaçların doruğuna okyanus gibi
kabardığında kent,
geceyi sündürüyorum.
gözlerimin çığlığını, gecenin memesinden emziriyorum.
çan damlaları,
kekremsi buğunun soluksuz göğünden,
irkilir içim.
bir çocuk, bulutları sökerek
aydınlığın sarışın kanatlarına konar.
Ay parçası vaktin,
apansız dudaklarına dökülür.
buğdayın uzun ve
ince bacaklarıyla aşk...
suskuların günlüğüyle çatlar tohum.
özlem, çığlıkla örülmüş bir ikindide,
boğazımda konaklayan göçmen kuş.
sıyrılır gelir işte her gece bir tren,
yırtılmış tülüyle rüyama...
5.0
100% (25)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.