Mucizeler aniden olan şeylerdir, istemekle çağırılmazlar; ama kendiliklerinden, genellikle de hiç olmayacak bir anda ve kendilerini en az bekleyen kişilere gelirler. (k. ann porter)
Sus Anya, Çakıl taşı gibi at kalbimi suya. Gökyüzüne mühürlenmiş sabrın kıyısından. İçimde sökülmüş duvarlar, rüzgâra emanet ettiğim yeminler. Dilimin ucuna gelen her iklim, azıcık sen, azıcık hiçlik Ağır aksak, hercai menekşe gibi solan.
İçin için ağlayan Şahmeranlar, yanıyor kalbimin uçurum sokağı. Sesin zıll gibi asılı hâlâ odamın tavanında, ve kokun, gülün en çok canını yaktığı yerden geçiyor.
Ey içimi arş’a savuran ses, ey adımı unuttuğum derin çağlayan geceyi kavrayamam, gece, senin susuşunla başlıyor.
Eksildikçe çoğalan bir niyazım Anya... Kendini terk eden nehirle aktım sana. ellerin hâlâ içimde bir mihr ben hâlâ o mihrin tecellisinde senden başka bir yara taşımam.
Aşk çağırdığında sönmez, savur içindeki sezgiyi derin çağlayana, varsın yükselsin Anya’nın mihrabına...
Adımı kıyametle an, Adımı unut, unuttum hangi kelimede kaldığını gözlerinin. Lâkin… Vav de Anya,
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiriniz, bir suskunluğun içinden geçen sessiz bir feryat gibi… “Anya” yalnızca bir isim değil; eksilmiş duyguların, suskun kalmış duaların ve kendini arayan bir nehrin adı olmuş. Her dize bir başka çağrışım, bir başka yara... “Vav de Anya” cümlesiyle kapanan son ise, tüm şiiri bir dua makamına yükseltmiş.
Simgeler, mecazlar ve içsel yankılarla dolu bu güçlü şiir için yürekten tebrik ederim. Kaleminizin taşıdığı sır, okurun ruhuna da sirayet etmiş. İz bırakan dizeleriniz daim olsun.
İnce, zarif ve uzaklardan gelen bir lir sesi gibi, ince ine işlenmiş bir mücevher gibi parlıyor şiir. Kendi etrafında dönüp duran bir tül gibi, estetikle sarhoş olmuş, soyutla yıkanmış gibi.
Basitliğin ve derinliğin nadir buluştuğu şiir şaheseri bu.
İmgeleme ve duygu arasındaki o ince çizgide ustalıkla ilerleyerek, okuyanın kalbine doğrudan nüfuz eden bir içtenlik sunuyor sevgili Tesbih.
Sıradan sözcüklerin ardına saklanmış yoğun bir ruh hâlinin açığa çıktığına tanıklık etmek ne güzel. Anya”da, basit kelimelerle anlatılan duygular, derin bir maneviyat ve lirik bir melankoliye dönüşüyor.
Her mısrada incelikle örülmüş bir samimiyet var. Şairin benliği şiire özünü veren ateştir. O benliği olmadan şiir kuru ve soğuk bir anlatıma dönüşür şiirleri şairin. Şairin hüneri ise şiir ruhunun bedenleşmiş halidir. İşte şiirin kendisi bu iki unsuru bir araya getiren kusursuz bir denge oyunudur. ve bu dengeyi kusursuzca kuran oyunculardan biridir Tesbih.
''Her imge bir tufan yaratmalı'' Yoksa kelimeler yalnızca vitrin süsünden ibaret olurdu. şiir ise, gözleri bağlı bir seyir hâline gelirdi.
Şair dediğiniz yalnızca kelimeler dökmemeli kâğıda, aynı zamanda çağın vicdanına kazınan harfleri de taşımalı. Çünkü çocukların başına yıkılan odaları anlatmıyorsa bir şair, neyle avunabilir ki.
''ben hâlâ içimdeki çocuğu Allah’a emanet ediyorum.''
Hep insana dairdir şiirler. İnsana/insanlığa..insana dair her şeye. ve çocukluğa.. İnsan bazen içini yitirdiği yerden başlar aramaya. İçten içe çöken duvarlar gibi sökülür zaman; her saat, bir yara kabuğu, her dakika, bir sessizlik yumağı...biz, kelimelerle değil, kelimelerden önce doğan acılarla konuşuruz. İşte o zaman, rüzgâra emanet ettiğimiz yeminler döner gelir, sabrın kıyısından. Susuşun meziyet sayıldığı yerlerde, sesi yükseltmenin bir bedeli vardır; ve bu bedel, gerçek bir şairin mürekkebiyle ödenir ancak.
Evet, şairimizin buyurduğu gibi; ''Çakıl taşı gibi atılır kalp suya'' Bir daire genişler, bir daire daha. İç içe geçen zaman halkalarında, ne kendimize ulaşırız ne de unutmak istediğimize. Ama su her şeyi saklar, sessiz ve usulca
Sonra gecenin kıyısında bir nar kuşu yalnızlığa ağlar. Turna tüyü siyaha bulanır. Bazen kendi içimizdeki çocuklara bile yabancılaşırız
Şiirin dokusunda her bir çağrışım bir sızı gibi dolaşır insanın içinde. Sabırdan örülmüş kefenler, gökyüzüne mühürlenmiş yakarışlar, ve nihayetinde bir yıldızın içimizde taşıdığı yumru. şiiri hem anlamak hem de duymak gerekiyor.
Biri şiir yazar. Kâğıda akıttığı kelimeler belki de sadece kendisinin yarasına merhemdir Ama biri daha vardır; O ise o şiirin üzerine kendini kurar. Sözcüklerin arasına sığınır, bir dizede kendi suskunluğunu bulur, bir benzetmede kendine yer açar.
Şair, şiiri kurar, ama şiir, sonra bir başkasını inşa eder. İşte Tesbih şair şiirleriyle bunu yaptı hep. Yalnızca yazmadı, başka hayatların üzerine kendilerini kurabilecekleri zeminler sundu.
Duygu yoğunluğu yüksek, mistik, melankolik ve imgesel bir şiir. Kaybolmuşluk, aşk, sabır ve kutsallık arasında gidip gelen bir iç monolog gibi. "Anya" bir kişiden çok, şiirin ruhunu temsil eden bir sembolik figür hâline geliyor. Son dizedeki “Vav de Anya” çağrısı, hem teslimiyeti hem de başlangıcı işaret ediyor—çünkü "vav", tasavvufta tevazunun, doğuşun ve Allah’a yönelişin harfidir. Bir içsel yolculuk ve okuyanı hayran bırakan şiir, candan tebriklerimle
Eksildikçe çoğalan bir niyazım Anya... Kendini terk eden nehirle aktım sana. ellerin hâlâ içimde bir mihr ben hâlâ o mihrin tecellisinde senden başka bir yara taşımam.
Yüreğine sağlık değerli şaire. Tebrik ediyorum sevgiler
Duyguların derinliklerinde süzülen bir sessizlik ve özlem… Anya, hem hüzün hem de umutla yoğrulmuş bir içsel yolculuk. Kalemin ruhu okşuyor, teşekkürler paylaştığın için.
Güzel bir eser, okuduğumuz değerli şairin kaleminden Kutluyorum yazan kalemi, yazdıran yüreği ve ortaya konulan eseri Gönlüne ömrüne bereket Nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıcakla kal ve de hoşça kal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.