11
Yorum
43
Beğeni
5,0
Puan
734
Okunma
Sus Anya,
Çakıl taşı gibi at kalbimi suya.
Gökyüzüne mühürlenmiş sabrın kıyısından.
İçimde sökülmüş duvarlar,
rüzgâra emanet ettiğim yeminler.
Dilimin ucuna gelen her iklim,
azıcık sen, azıcık hiçlik
Ağır aksak,
hercai menekşe gibi solan.
Susuşa gömüldü akşam,
kefenden damıtıldı sabır toprağı
Rüya misali kimsesiz kaldı nar kuşu.
Kıyıya çarptı vakit,
unuttu aslını,
içinde taşıdığı yıldız yumrusunun ahengi.
Siyaha sürüldü turna tüyü,
gökte salınır mahcup perîşanlar
Işık yokluğun adı.
İçin için ağlayan Şahmeranlar,
yanıyor kalbimin uçurum sokağı.
Sesin
zıll gibi asılı hâlâ odamın tavanında,
ve kokun,
gülün en çok canını yaktığı yerden geçiyor.
Ey içimi arş’a savuran ses,
ey adımı unuttuğum derin çağlayan
geceyi kavrayamam,
gece,
senin susuşunla başlıyor.
Eksildikçe çoğalan bir niyazım
Anya...
Kendini terk eden nehirle aktım sana.
ellerin hâlâ içimde bir mihr
ben hâlâ o mihrin tecellisinde
senden başka bir yara taşımam.
Aşk çağırdığında sönmez,
savur içindeki sezgiyi derin çağlayana,
varsın yükselsin Anya’nın mihrabına...
Adımı kıyametle an,
Adımı unut,
unuttum hangi kelimede kaldığını gözlerinin.
Lâkin…
Vav de Anya,
ben hâlâ içimdeki çocuğu Allah’a emanet ediyorum.
5.0
100% (19)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.