6
Yorum
38
Beğeni
0,0
Puan
508
Okunma
Yırtılan bir harita gibi düşüyor ömrüm bu diyardan.
Anılar sisinde kurulan cehennem
Öyle ürkünç yalnızlaşma.
Gökyüzü çökerken kurşuni ağırlıkla,
Kuşların karanlık çığlıkları yankılanıyor sokaklarda.
Avuçlarımda birkaç intiharın soğukluğu.
Gecenin koyu örtüsü altında şehrin yorgun kalbi,
Zamanın aynasında bir yara .
Solgun yüzler beliriyor, birer birer.
Ah kalbim, erimeyen buz dağı ,
Sonsuz kışın ortasında titreyen bir yaprak.
Ne bir ses,
ne bir nefes,
her şey donuk sessizlikte.
Yalnızlığın solgun beyazı
İçimde açan tek çiçek.
-bucaksız kar düzlüğünde ayaklarım-
Yüzünde okuyamadığım derin sır,
Fırtınaları fısıldayan muamma.
Sanki maskeler
bir portrenin ardında,
Esrarengiz ton
O masum kahkahaların rüzgarı nerede
Mavi ışıltılı gülüşler,
zamanın elinden kayan
inci taneleri
...