3
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
714
Okunma
Mil yeşili kelimelerin dili alâ çığlık
Sesini tonlar kuytu niceliğiyle mevsime
Derin,çok derin sırrın sarmaşığıyla düğümleniyorum ruhumun
Ve örtüyorum geceyi sayıklayan
kısık ışıklı odayı üzerime
Bazı sözler ki karanlığı emer
Ateş ve kum tadında demlenir zaman/
Zaman sessizce uzanır yola
Kanayan ıslıklarımız
Düşlerimiz kadar çocuk
uyumayan..
-sevişmek ayıp değildi
Saklarken yüzümüzü ıssız ağaçlar-
Içimde kavil sessizliğin sarhoş heceleri
Üzüm yarası ki,kabuğunda aşk kokusu
Yüzüme çınlayan sabah
Öyle tane tane
Öyle pürüzsüz
Berk adımlarla dağları yırta yırta yürüyorum
Zaman kırılıyor esnetmekten masalları
Siyah atlar alnımın perçeminde silkeliyor kanatlarını
Gözlerimin deniz diriliğine duraksayıp
Içinde durulanıyorum aldırmadan apak
saçlarıma..
Üflesin kulağıma gizini çöl ve duvar
Değişsin çiçeklerin rengi kıvamınca
Iki bedenin dans etmesi misali
Akşam dudaklarına taşıyorum başakları
Çoğalıyorum...
Bakışlarımda doğuyor olgun gölgelikler
Ahh..
Gökyüzünün hamağından çıkarıp ellerimi
Çek gözlerimi yankılara
Ki
Ben oralarda bazı bazı
Üzerini örtüyorum çocukluğumun
Iyileşiyor yara
.......
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.