20
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1973
Okunma

Sayfalar bile aciz kalıyor,
Kaleminden dökülen satırlara.
Yüzündeki çocuk masumiyeti
Gizleyemiyor öfkeni
Acılardan depremler olurken bedeninde
Sen hala baykuşlara inat
Nergisler büyütüyorsun kalbinde durmadan.
Kelimelerin sihrine bulanıp
Kahinlere inat düşler kuruyorsun yüreğinde
Zindanlar boşalıyor sanki
Gülerken yüzüne inen gamzelerine
İçinde hapis yatan ünlemlerin coşkusunda
Can çekişiyorsun
Zaman senden çaldıklarını vermek için
Ölüm duruşunda bekliyor
Görüyor musun?
Dağlar özleminde yas tutuyor
Zap suyu kan bayramına yatmış yokluğunda
Biliyor musun?
Seni anlatmak;param parça olmuş
Hayalleri toplamak kadar zordur
Bilirim
Haritalara sığmayan düşlerinde
Büyütüyorsun yediveren iklimleri
Seni çözmek
Kendi pasında çürümüş parmaklıkların ardında
Saklanan gerçekleri anlamak kadar karmaşıktır
Adınla başlayan her satır eylem kokar
Bakire şafakların düğümü çözülürken Dicle’de
Bir çay kıvamında arşınlıyor gövdesini Fırat
Tutkusunda can çekiştiğin
Özgürlük düşlerinde buluyorum seni
Üç yasak renkte durmuşsun kıbleye
Hala Behdin’an arşınladığın yerlerde bekler seni
Bir bahar tılsımında
Şimdi karlara boyanmıştır
Ayaklarını hediye sunduğun Heliz tepesi
Gün batımı senin bakışına selam duruyor
Her gün aynı saatte
izliyor musun?
Belki bir gün Elbistan hatırlar
Parmak uçlarını yansıyan sancılarını
Amed anlatır eylemi andıran voltalarını
Maraş zindanlarında kitaplara yazılır
Tırnaklarınla kazıdığın beyaz çizgiler
Ben sustum
Kelimeler aciz kaldı seni anlatmaya
İçine kokun sinmiş dört duvar anlatsın seni
Satır aralarına sığmayan dipnotların
Ele verir gün ışığına çıkamayan acılarını
Faik danışman