4
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
1305
Okunma
gittiğin şehrin salıncaklarından uçuyorum
taa oraya kadar...
eteklerimden dökülen güneşi topla
giriyorum
Mavi atlarla gözlerinin aşk şehrine
ince fısıltının Kerem`ine benzeyen düşlerle
dalgın dalgın ısırıyorum elmayı
toprak uyanıyor karanlığa şarkı söylerken
gecenin kalınca duvarlarından
aşkın alın terinde gözyaşlarım
hayal kurduğun camın kıyısında
nasıl bir heyecan damla damla süzülen
çiçek açar ağaçlar
mısralardan sonra düşlerime/
düşlerden sonra kendime
uyan...
sen illede varsın
sağına soluna döndüğün
kadının içinde
susmayı beceremeyen ateş konuşurken kalbimde
sevmek diye bir şey var
tutma beni düşerken özlem havuzuna
gökyüzüne çıkmak için kurulan merdivende
görebiliyorum seni
varlığın hiç bir dilde eskimiyor
elini uzat çocuk gülüşleri
tokmaklıyor kapını
ahh
her yerim
her yanlarımla üşüyor
kelebek kanatlarıyla doğruluyorum
sabaha...
içimden sen geçen çocukluğunu bulup
büyüyorum
ve artık sormuyorum
pencere önünde oyuncağımı beklerken
çocukluğumu nereye koyduğunu Babam`a
açık mavi bir yıldız gibi
gülümse...
sana bakmak
o ağaçla yan yana olmak
saçımı örmek
bana iyi geliyor
gün bitiyor
yaprak uyuyor
sessizce uzanan dudağında
perde perde açılıyor duygularım
ruhumun en derin halleri
bahsediyor mu
beni /sana
bugün
ikimize de bahar
bulutlar geçse de başımızdan
haykıracak sesim var
aç kulaklarını
sana geldim
5.0
100% (15)