9
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
887
Okunma
elin değdiği yerde açan çocuklar
anısı biz olalım sokakların
suçlama öldüğünü
tüm denizleri avuçlarına bırakıp
mevsim olurum saklı
üstelik saçlarımı da kesmem
göğsünden
ağacın duasından çalarım
rüzgarını
es ese bilirsen
bensiz bir
tarihe...
deftere adı yazılan gurbet sevda
kavak kavak boy atarken kalemine
geçmiş kara bir tahtaya ölür
bu vakit
hiç yıldızlara ağlamak yakışır mı
çıkarma kırbacını hüznün
git ne söylersen söyle
sokak kedilerine
ama kuşların tüylerine
dokunma
korkunç yalnızlık olur
soluk
soluk
derinden
uçmak gibi mesela
sonsuz gerçeğe
kök salmak toprağa
kırkına dokunmak
yaşının.
sanırım
suya düşen duygularda
insan yaşlandıkça gençleşiyor
ki,
yalnız sular mı
dağlar ki şimdi
akşam ezanında
aç avuçlarını
bekleyişlerin direnen ömrü/
uykuya yatırdığın tarla kuşları/
sonra git gide bilirsen
ruhumun
kanaviçesinden.
gittin mi/gittim
anladım uzun yolculukların yelesindeki seni
kentin özlem bakışını
aynaya bakamamaya
vakti
şimdi
İstanbul kadar gül
belki bugün
omzunda taşıdığın heyben
ışıklı bir güne.
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.