29
Yorum
77
Beğeni
0,0
Puan
3642
Okunma
kuş uçarken
insan severken
çocuk gülerken vurulur mu İbrahim?
....
I
çocukluğum babamın kanatlarıyla lunaparklarda geçti
şimdi ben hiçbir adamı sevemiyorsam
ya kanatlarını kullanmaya minnet etmedikleri
ya da yüzlerine atlı karıncalar, salıncaklar kurulmadığı için
oysa asfaltlanmış sokaklar kadar şıktılar
akşamları yazlık sinemaya giderdik
hani siyah smokininine bir kaç yıldız takmış
ay kokusu sürünmüş akşamlar
güya film izlerdik
ben babamı seyre dalardım
gülüşü usta elinden çıkmış portreler gibiydi
hala kalbimin bütün odalarında resimleri asılı
şimdi ben hiç bir adamı sevemiyorsam
ağızlarından tilki uçuran gülücükleri mesul
oysa yalanla kaplanmış çikolatalar kadar tatlıydı sözleri
(bir acıyı en iyi ışıkları sönmüş bir ev anlatabilir
gümüş çatal bıçakların parlaklığı
veya turuncu mum ışığı
gelip geçici yahut anlık avuntuların korteji gibi şu-havada asılı duran şarkı-
belki gece
her gün birimizin yasını giyiniyor kim bilebilir
karanlık yüzü yalancıdır aynaların
ne yazık
her ev güneş almıyor)
II
sevgilim
sana gelince, hani sen gidince
ve gelince
hangi kusurunu affedeyim diye -yüzünde anlamlar aradım-
her yanı hatalı resim gibiydin
evet babamdan sonra
... parıltılı öz geçmişine rağmen sevilmedin
fakat sandım
kandım
ama sen baştan aşağı sui zandın!
ne ehemmiyeti olabilir artık soğuk bir kalbin
ama ben ruhuma bunu izah edemem ki
şimdi topla git (alaylı) gözlerini
-ki zaten hiç bakmadılar-
soulmate