4
Yorum
31
Beğeni
4,9
Puan
2323
Okunma
bu geceki bütün şarkılar mecburi ayrılıklara gelsin
-şöyle demli çay gibi, dibine kadar pişmanlıkla-
koşarak gelirdim sana, yakama takar gibi bir çiçeği
gözyaşıma gülücük iliştirip
bütün caddeleri denize çıkardı bomonti’nin
... denizler avuçlarına
temiz bir mahalleydi seni sevmek
izmaritsiz kaldırımlar
sardunyalı pencereler gibi
kirli perdeler kadar ağırım şimdi
ölmek cesaret işi
bir yalnızlıktan yürüyerek
defalarca terkettin
ama ben hiç birinde hissetmetim gittiğini.
ta ki bir gece rüyamda vazgeçtiğin malum olana dek
hala
köşeden bakıyor gülüşün
boynuna sarılabilseydim dudağının
şiirler çekilirdi
ağzını kapatırdım gidişlerinin
keşke geriye dönüp, lüzumsuz sözlerle dolu kelime baloncuklarının içlerini silip
-sana hiç söyleyemediğim seni seviyorumlarımı yazabilseydim-
senden
sonra
ne şiiri yazılacak aşklar var artık
ne aşık olunacak adamlar
oysa
ağzından, ruhuna kadar hakeden adamlara yazılmalıydı şiirler
içi dışı bir adamlara
para/benlenmemiş, olduğu gibi
-Nejat gibi mesela-
kusur kalsındı aşk...
soulmate
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.