17
Yorum
72
Beğeni
5,0
Puan
2147
Okunma

ey göz göz olmuş yüreğimin tanrı katındaki yarası
ayrılık tozunu sürerken üstüme
azat etmişti beni annemin göğsü
duvar dibinden bir çocuk mezarı
aklımda kalan çocuk anılarımı bir an olsun indirsen düşlerden
aşkın silsilesinden geçirmeden yolumu
takılıp düşürsen yaş dönümlerimin göz uçlarına
alın çizgimi sapa yollara çıkarsan ve ben rastlamasam ona
aklımdan çıkıp gitse gelmeyi unuttuğu zamanlar
her güneş yeni bir güne gebe kalırken
aklımın orta yerinden mutluluk aksa göğüs uçlarından
didik didik ettim gamzenden düşen gülüşlerini
bakışlarında bir yanı hüzün gördüm
ürkütsek hüzünleri havalansa ırak memleketlerin dibi bucağı olmayan kuyularına
mutluluk çemberinden geçip aşka boyansak baştan aşağı
ey kara gecelerin karabasanı
at beni sol yanımdaki sızılardan
mevsimler mevsimlerin kumasıdır
saçlarımdaki her beyaz yoksunluğun işareti
sığınağıdır çaresizliğin diz çöküp secdeye düşmek
avuç içlerinde binlerce şehir kiri
kulaklarında on binlerce insan sesi
kayboldum
vakit geldi boğazıma takılıp kalan adın
bir hıçkırığın içinden düştü gönül sularıma
kan gövdeyi götürürken yine sana takılıp kaldım
sesimi alıp giderken leylak kokulu bir akşam
sesim nefesimde boğuldu
ve yemin ettim tüm küfürlerimi bir atımda harcamayacaktım
yalvardım bir kereliğine siliverse kaderimden seni
söz verdim el bastım hiçbir şey istemeyecektim b/aşka
bir kelebek bile olabilirdim senden uzakta
bir günlük ömrünü uçurup çiçekten çiçeğe
kızılcık yarası mıydı ağzımın kenarından düşen
yüreğimin paslı yanının gıcırtısı
bir avuç külüm şimdi
hadi durma rüzgarını sal üstüme
5.0
100% (43)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.