16
Yorum
58
Beğeni
4,9
Puan
1474
Okunma

çekiştirip ömrümüzü
sığdırırlar mı bir fındık kabuğuna
kadın
yüreğinden öpe öpe
şiirler besteliyorum ölüm notalarına
ateşin havzasında yıkayıp kirli yüzlerimizi
kurban ediyoruz
soyunurken delik deşik çocuk elbiselerimizi
bir köprü altında
sesim sızına karışır
sonra gülümsemesine gül sinmiş yüzlerde ölür
bir serçenin ötüşü karışır sesimize
sızım sızım sızlar
kirli ellerimizi sildiğimiz bacak aralarımız
üşür nefesimizle ısıttığımız ellerimiz
elbiselerimizin saklı yerlerinden güneş bir başka doğar
kentsel ormanların yamalı sokaklarına
kan oturmuş kirli ve çatlak topuklarımıza kadar
yırtılır kaderimiz orta yerinden
ve sen
bağ bozumu saçlarında sakla döl vermeyen çocuklarımızı
yıllar sonra özgürsün dedi
göğüs kafesimdeki kuş
oysa ki
kanat açmayı unutmuştum göğün bakir kollarına
unutmuştuk yaralı yanlarımızı
burun direğimde sızım sızım sızısın
dedi unutmam
şapkasını burnuna kadar çeken efendiler
bir kadının ten kokusu üzerimden kalan
yıllar sonra hatırladım seni
bir annenin doğum sancısındaki
parmak uçlarından tanıdım
birlikte silmiştik ağır ağır ağrılı akan terimizi
tanıdım seni
karanfilin alnına bıraktığı kokusundan
avun sen saçları örgülü kız
yolumu kaybettiğim
avucundaki çizgilere bıraktım dudak izlerimi
belki bir gün
gül diye saçlarına taktığım çiçekleri
bırakırsın kapımın eşiğine
sorgulama kirpiklerinin gölgesini
ben orada bir çocuğun düşlerini uyuttuğum
dudak izlerine konarken uçurtmalar
dilimizi gusül ettik şarabın tadıyla
ve büyüdüm
yeminleri bozdurup
Kırıklarını toplattım kelimelerin
bir uykuyu gömdüm yastığıma
ve bir kez daha ağladım ardın sıra
biraz daha eskidi çocuk düşlerim
biraz daha üşüdü elbisemin eskiyen yanı
acımı acına bırakıp
bir şiir daha öldü
hiçbir kitabın yazmadığı
sahibini arayan alın yazımız da
5.0
90% (19)
4.0
5% (1)
3.0
5% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.