5
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
1895
Okunma
ROZA… I
Yüreği yıldızdan parlak yağmur dövmeli çocuklar geçiyor ölü sokak lambalarının altından , şimdi ört üstünü ben ölmeden önce sakın üşüme Roza…
Çanlarda Tanrıların sesi
Çöpçülerin tertemiz elleri
Düşün..mesela insanlık küçük bir kedi.
Her kaldırımda canlı sürüsü
Aldırmadan geçiyorsun aldıklarınla
Yükün yer çekimi
Ne kadar dibe dalsak gene olmuyor
Sonunda düşüyoruz
“Sen yırtık uçurtmalarınla çıkıyorsun karşıma ve ben sana belli etmeden açıp pencereyi ağza alınmayacak en güzel sözlerle göğe ve o rüzgara küfürlerimi salyalarla akıtıyorum…”
Gömleğimi yırtıyorsun
Beyaz masallarım parçalanırken
Şimdi bin öykü anlatsam bende inanmam
Ama sen kıvrılıp yatsan “şimdi”
Sana söz sabah az haşlanmış yumurta pişireceğim…
Erkekler emzirmez savaşır
Yemekleri anneler hazırlar
Desende ütüsüz bir vakit kaldırırsam
Sakın kızma bana olur mu Roza
“ Orta çağın bir üstü şu savaşlar yarmasa yüreğimi, bir zamanlar şarkı söyleyen mavi nehirlerin kenarındaki bu tarladaki başakların ıslığını sana taklit edecektim “
Olmuyor Roza olmuyor
Hangi vakit sana bir ninni mırıldansam üşüyor şu kuşlar
Ne zaman sen ısınsan sol omzum sızlıyor
Sana bu siyah benizli bebeği almasaydım
Ben o kadar uzak bir kıtayı düşlemeyecektim
Belki de sen sarılacaktın benim yerime bu evrene….
Çürüyen kemiklerin türküsüne sen alışıksın
Az sonra
Birazdan
Dökülecek kar ya da yağmur
Sımsıkı kapa ve dal o güzel düşlerine…
Sakın aklında kalanları deme bana
Bozulmasın bu rüyandaki büyü
Açmasam da gözlerimi sen aç perdeleri
Kısaca Roza hadi koşalım güneşin kundağına doğru
Kapa gözlerini aklın kalsın sözlerimde….
5.0
100% (9)