3
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
1178
Okunma
…
Hançerlenmiş bir şehrin tam ortasındır
Beleşten sevişirken karanlıktan daha çok aklında kalır
Öptüğün her dudak içtiğin şarap kadar kırmızı / aromalıdır
Ertesi sabah uyandığında ıslaktır nevresimler…
Tükürüp camlara, sokaklara…
Yeniden sevişirsin güneş kurusu tüm iliklerinle
Yırtıp atarsın kuş tüyü yastıkları
Her zaman kustuğun sevdiğin sehpan vardır başında
Bu kadar uyuklamak az ihanet değil midir geridekilerine…
Üç beşi yalandan çocuk kokulu mısra yazar
Yaz sonrasıdır
Ya da biraz sığınmacı kırlangıçları sayar yıldızlara dokunmadan…
Oysa boş vermeliydim kalçasında elimi gezdirerek evime getirdiklerimi
Dışarıda serin bir güzel eylül yarısı sarışındı kalanı esmer
Karşımda yarım bardak yükseklerde yarım bir rakım
Ah eşek kafam hep sonradan aklıma gelir benim hep…
Sevişirken de tutabilseydim aklımın kenarını
Çöpçülerin yorgundu oysa toplarken yerdekilerini (parmakları)
Uyuklamış üç beş kedi
Biri sızmış akşam aşkın meşkliğinde elinde kırık bir keman teli…
Aşka koşan kelebekler sokak köşesindeki lambaların altında ölü bulundu
Ki sen de bilirsin her içten dizenin kendini öldürdüğünü
Tutup fitini tüm insanlığa sığınarak yakarsın
Kayan her yıldız düşerken göğsüne ibadet eder
En azından gerçekçi bir insanlığı sevdiğin için…
Bu yüzden tüm güzlere inat aşk harici yaşamak ne güzel
Boş şarap geri de mayalanmış bir yalnızlık
Ölmeden önce yaşatacaksan varsın unutulmuşluğu
Yüzyıllık sarnıç dolusu bir dolu beli bükük yaşayanları
Var olmak adına yaşarken nefesi kısılanları
Sana kalmalı hatırlamak gözlerin ruhuna ihanet haritası çizmeden önce…
5.0
100% (12)