38
Yorum
58
Beğeni
0,0
Puan
2637
Okunma


aklımızın bu denli karışık olmadığı zamanlardı hani
ipe un bile serileceğine inanırdık
neden olmasın derdik çisil çisil yağan yağmurla serilir
bilmezdik böyle akar umutlar
ayrılır annesinin dizi dibinden
taşlanır kaplumbağa adımları
tavşan avlanır
hani pekmez küp peyniri domates bazlama yediğimiz günlerdi
girift çocuk gülüşlerle
çıkmaz sokağın çıkılan dar arasıydık
saraylarımızdı, bir kaç adımlık alanlar
çöplerdendi ormanımız, değirmenimiz odun parçası
şelâleler akardı bir parmaklık suda
denizimizdi, küçük su birikintileri
daha kendimizdik
bilmezdik bu denli karışacağını usumuzun
neden bütün köprülerden başkalarına geçilirdi
kayıp mı etmiştik kır çiçekleriyle bezeli yolları
her kaybolduğumuzda bir su başında bulurduk bizi
doğru yolu bulurdu çocuk ayaklarımız
her kayıkta kendimizden kaymazdık
her ninni uyutmazdı düşlerimizi
sallaya sallaya uyanırdı gidişlerimiz
hani sararan yapraklar gibi ağardığında saçlarımız
başka bir suyun başında bulmuştuk kendimizi
kaybolup gitmişti bahar gülüşlerimiz
bir araba sancıyla uğurlamıştık sevdamızı
oysa bir kere takılmıştı yakamıza karanfil yüzü
kokusu sinmişti kalbimizdeki yaraya
oydu her yokuş çıkışımızda ayağımıza takılan çengel
duyduğumuz ağrılı müzik
üstümüzden dökülen ritm
ağır hava
anladık ki değişmiş mevsim, geçememişiz gökkuşağından
bizi kandırmış masallar, ağlatan türkülere gelmişiz
bükülmüş kalmış bir kenara ağzımız
hani bize çocukken yavaş olun diyen yaşlılar gibi
usul oturur olmuşuz yerimize
şekersiz çaylar masasında
birden çıkmıyor artık sözler ağzımızdan
kaç engele takılmış
bantlanmış
bakışlarımız
öyle özledimki seni!..
Şiirimi güne taşıyan seçici kurula, çok teşekkür ederim..
04. 09. 2014 / Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.