12
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
2567
Okunma

"Dokunduğum eller aşkına!
Üç kez çalın kapımı;
Açmayacağım!"
Tel tel dökülür zehir
buram buram ağrısı sızar
geçmişin tavan arasına
hadi içelim şimdi
çokça ölelim ardından
hiç yaşamamışçasına...
bildiğim duâlarla yıkanırım önce
kendi hayallerime bile sığamazken
sıyırıp rengimi geceden
gündüzün hayrına sığınırım
gözlerim sağır, kör kapı duvar
ve cebimde mazbatası âşıklığın..
Nefesim ağrır takıldıkça göğ(s)üme
namluya sürer kendini kanatlarım
taşınır tüm adresler serçe yüreğimden
sürgünü olurum ömrümün...
Şimdi;
bir erguvan morunda daha
sarsılır yeryüzüm
ellerimin himâyesindeki başımın ağırlığınca...
Gün henüz ağarmadı
kuşluğundayım ömrün
kızıllığım, kadehimde bin yıllık şarap
tenimde gezinen mecâlsiz yılan
İçsem bin türlü belâ
içmesem talan...
Uçun kuşlarım hadi
nasılsa sizin değil hiçbir yer...
Ey koca deniz!
ne diye demirlersin dalgalarını hırçınlığıma..
Var git hüzün!
İşin gücün yok mu senin
vurma kıyılarıma...
Özlem Tarhan
Nisan/7/iki bin on dört
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.