3
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
1268
Okunma
Şarap rengi bir geceydi
Düpedüz şerefsizliği içiyordu nankör kediler sokakların ciğerlerinden
Tırnak izlerinde insanların ruhu
Hey be hey heybem dolu akşamın pisliği…
Resital olsa ya da bir klasik yazdığın
Tarihe kazınır mı sandın üç beş karaladığın
Bir anıt dikseler senin başına
Kuyruklu yıldızlar imza gününde sıralansa
Göğe sakın dokundurma içindeki hiçliği…
Sakın ha sakın basma damarıma
Boş çok hikaye anlatırım dilersem sana uzun uzun
Olmadı iki kitap basar elimi üstüne korum bu akşamüstü
Bir balık kılçığı bir nankör kedi tanıklığında…
Lanet olsun…
Kalsın sana çakma masallı kalın romanların
Şimdi başımda ejderhalı düşler gezer
Bir koridordaki sihirli taş açılır
Alis harikasız dünyaya… teyzesi altından, ardından düşer…
İşte bu yüzden ben hep içiyle yazanları sevdim kitapsız…
Matbaa kokusu satırlarına sinmiş kağıtlar
Alçak gönüllü yüreği martılarla bir olanlar
Benim özgürlüğümdü okurken onları rüzgarımdı…
De hadi git
Avukatına ver beni bir roman yazacağımı
Hele de boşken içimin dolu tarafları
Sen bas ilk kitabını masalımsı
İki cüce, kediler ülkesi macerana…
Of be of bir kitap yazsam ben de kral olur muyum
Bu kadar çıplak kalmış ruhumu ısıtmaya
Ya da iki dize karalasam
Kara şövalye şair kesilir miyim eğer
Kalkansız okuduğum şiirlere…
Artistik bir hareket yapıp bitirdim…
Herkes kendine yazar
Sen piyasaya ben suya
Elimde bir tebeşir olsa ikiye böleceğim dağları
Koysalardı eğer bu gerçek yüzünü…
İnadına bir kitap daha okuyacağım bu gece
Utandığım yazarlar adına
“ iki satır bir romanla kimse adam olmaz, kişi kalemindeki ağacın varlığını ruhunda duymadıkça bir kutsal çınarın gövdesine bile yazsa bir gün silinir. Yıllara gerek bile kalmadan akşam karanlığında mesela… periler gelse bile…” vs.
5.0
100% (9)