17
Yorum
20
Beğeni
0,0
Puan
2146
Okunma

kadınlar geçerdi yollardan
bir sürü hüznü tepeleme sırtlanıp
kimi başını öne eğerek
kimi başı yukarılarda dik
kimi apalamayı yeni öğrenmiş bebe
kimi yere diz çökmüş
elim çenemde oturur izlerdim bazen
ırgatlıktan gelirlerdi
avuçlarında bir tutam fi
bir tutam nohut
güneş iz bırakırdı yüzlerinde
bir tutam umut
bir tutam sevinç
yer bulurdu
kendilerinden uzaklarda bir yerde
aramaya çıkmazlardı nedense
kendilerinden savrulan hayatları
biraz kaderci, biraz soğuk
olurdu adımları
ellerinden ç’alınan güllere
korkarak uzanırlardı bazen
kuytularda gizleyerek adımlarını
gülümseyerek bakarlardı bana
kalem ve kâğıtla birleşen ellerime
daha güzel şeyler yaparsın derlerdi
istesen roman olur elinde
resimlerde hayat bulan kadınlar
çıkarlar çizgi olmaktan
aynadan yansımaktan öte
can bulurlar
güvenirlerdi
neden aynı aynada
yanımda durmazlardı
tutarak kendi ellerinden
kutsamaktan çıkarıp emeği
hakkını vermezlerdi
kanarlardı belkide yazgıya
çözümlemeden içindeki gerçeği
öteye geçemezlerdi pantalon giymekten
saç kestirip,bir öküz gibi dağda, tarlada
en önde işe sürülmekten
arkasında yürümekten erkeğin
oysa erkek gibi kadınlardı
hani derler ya,kaç erkeği çıkarır cebinden
sıksa taşı un eder
istese ece olur
istese gökyüzünde ıpıldayan yıldız
neden aciz bir erkeğin elinde
oyuncak olurlardı da
neden diye sormazdı kimsecikler
dünya erkek miydi yoksa?
erkekçe dönmeyen
kadın doğuran mıydı sadece?
ana mıydı?
nedense hüzünler gebe kalır içinde..
26. 11. 2013 / Nazik Gülünay