28
Yorum
23
Beğeni
0,0
Puan
2066
Okunma

adın var mıydı senin unuttum
ben vereceğim yeni bir ad
adın aşktı başka şey oldu
hani derdin saçmalayacağım diye
sevgi sözcükleri söyleyecekken
ben de severdim o saçmalama dediklerini
tekrar tekrar söyle isterdim
çok uzaklardan İstanbul’dan gelirdi sesin
deniz kokardı ellerin
martı kanatları eserdi içimde
sevginle uçardım bir ucundan boğazın diğer ucuna
köprü ben olurdum boğaza
sen sanırdım kıyıda balık tutanları
boğaza karşı rakı yudumlayanları
severdin ya rakıyı
belki bu yüzden
Çamlıca tepesinde bir çam altında
kurardın masanı dostlarla
aşka içerdin
karşılaşmayı umardım vapurdan inince
çıkarken yokuşlu merdivenleri
bir yayınevi önünde apansız
merhabanla gülümsemeyi
adımı söylerdin yine tekrar tekrar
senin adın sevgi derdin
bir ad koyamazdım sana
yakışmazdı adının yanından almak sesini
sesin susuverirdi adın çıkınca göğe
seni seviyorum
diyemezdin
sen İstanbul’dun benim için
ben nasıl Anadolu’ysam hassas elli dokumla
o keşmekeş dediğin kalabalıklardın
o halinle severdim,
elinde çay, elinde rakı, elinde kitap
ne istersem yapardın bilirim
istemezdim
söylemek yeterdi adını
adın sen’di
sen
6. 4. 2013 / Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.