27
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
1701
Okunma

on beş yirmi adımlık bir yoldu
-çıkmaz sokaktı- ama yazmazdı adı
kaç kişi yaşadı orda.
bu sokaktan başları önde geçtiler
kendileri yazmış gibi
bu çamurlu kaderi
kader değildi aslında
şu duvarın önünde yıllardır duran
taş kadar gerçek, eğreti günler
orda tanıdım seni
küçücük omzunda taşırdın
dünya bir dünya kederi
bir omzun hep yere eğik
aklında ayakkabındaki delik
değildi harçlık verememesi babanın
okul değiştirmenin hüznü
sanki koca bir boşluk vardı bir yerde
oraya düşüverecek gibi bir his
alırdı gözlerindeki feri
geride kalmamıştı köy, evi
az önce bandğın pekmezde, peynirde
cümbür cemaat, ma aile
aynı tasa kaşık salladığınız erik hoşafında
yürüdüğün bir kaç adımlık çıkmaz sokakta
aynı sofrada otururduk
tufran sallardı annelerimiz
bazlama pişirir, çocuk doğururlardı
bir kuma daha gelirdi üstümüze
az daha dönerdik içimize
bir salkım üzümü paylaşmanın sevinciydi
bizi ayakta tutan
güldüğümüzdü arada; olura olmaza
fay hattı yoktu da aramızda
neydi sonunda bu yıkıntı, korku
bu göç, bu geri dönülmez gidişler
o günlerden sevmişiz birbirimizi
elimizde kitap, defter, kalem
okulculuk oynamışız
beynimize kazımışız birbirimizin resmini
resme yansımayınca gerçek yüzümüz
düşmüşüz yataklara
ayağa kaldırmış ufacık bir umut
birgün göz göze gelmek umudu
aynı sokakta yine
dalye atar gibi taşlara
nice asvaltları çiğnemiş
ayrılığa dahil olacak
geçmiş yıllarda!
9. 3. 2013 / Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.