25
Yorum
29
Beğeni
5,0
Puan
1472
Okunma

kara kuru bir kuruntu kurulmuş aklımın kuytusuna
ellerim ıslak aklım mayhoş
gövdem örse serilmiş serseri
ha kondu ha konacak
bir pança bir pençe olsa
lâkin nicedir
konmayı konaklamayı kaybetmiş kucaklar
zaman akordeon
ben dümbelek
çalınıyoruz adressiz dudakların ağzında
yaşamak bazen
sağ salim ölmek!
zaman tunç ahizeden cürümleniyor
mevsim zilhicce
kimler geldi geçti bu kuyudan
maarif çarşaflar serili önümde
yutuyorum şiir diye
yatıyorum kalkarım diye!
siyah çiziyorum çay içerken melekleri
kahverengi oluyorlar telve saatlerinde
denize bakıyorum uzun uzun, uzun uzun
bir yanlışlık var bu işte
bir eksiklik
şikayet ediyorum hakkımı
mavi alacaklı tanrıdan!
-söz vermişti bana onun şahitliğinde
yaşayacağım daha-
korkuyorum nedense
korkuyorum artık birine ’çok yaşa’ demeye...
şimdi neresi şiir olsun bunun
kelimeler talkım dururken boğazında kıyama
kim iyi olmuşlarla yanaşır adının yanına
bakmayın zırvaladığıma
iki beden büyük geliyor bazen dünya, yaşamaya
ellerin mertek oluyor
yüreğin kepaze
canın yandığında.
bir varmış gibi yürümek uzaklara
sonra kesilmek aniden sütten
kurt olmak kuzu sesleri arasında
nasıl da koyuyor adama
yarınları daralırken bıçkın delikanlıya
ya veba kaplıyor içini
ya difteri
düşmüyor işte gönüllü o cümle
’’yani ellerimle koymuş gibi kaybettim seni’’
şikayet değil bu
serzeniş sayılsın
şayet biliyoruz senin burası
merası da var terası da
çeşit çeşit renk renk koyunları kuzuları
biliyoruz burası iki kapılı!
ama diyorum ki o iri yapılı
gözlüklerinden de kara mıydı kaderi
gözlerinde de küçük mü yaşam halkası
güle güle güzel insan
güle güle adamın hası!..
ToprağınSesi
.
5.0
100% (33)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.