5
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
1183
Okunma
ellerde tek ölçekli dondurmalar
fişekten külahta leblebiler
mantar tabancaları alırdı hırsı
kuş vururdu en fazla! çocuklar!
pigmeler kısa çöp mahkumlarıydı henüz
aborjinler bilinmeyen denklemlerdeki omurgalılar
kırmızı karanfiller sevgili beklerdi avuçlarda
sinemalar siyah beyaz rengi umursamaz insanlar!
türkü mırıldanan dedeler nineler olurdu banklarda
gülücükler oynaşır, cıvıltısı özgür parklarda
türk filmlerinin replikleriyle sosyalleşirdi meydanlar, medya
yüz yüze bakarak deri yüzmezdi oğlanlar
aynı karanlığı paylaşırdı mumlar
tek gözlü korsan lambalar
’mahur beste’lerle yıkanırdı çocuklar
ülkedeydi henüz Ahmet Kaya, Haco Ciwan
iffetsiz cigaralar çekilirdi karakollara
’baş kaldırmak’ bile güzeldi o zamanlar
bir sevgilinin mahrem utancını simgelerdi
’iki gözüm’lü hoşça kal’lar!
sonra devirdi birileri tekmeledi tabureyi
uzaklardan esen insansız ve imansız bir ’sam’
ılımandı önce oyunlarda laftaydı çocuksu ahkâmlar
-benim babam senin babanı döver-
sonra değişti dil, değişti rüzgâr
-senin baban benim babamı öldürdü
-seninki de polismiş ya da subay
ayrıldı Ahmet Rojin’den
bir başkalaştı yaralar, başladı inkâr
şehitleştikçe doldukça çukurlar mağaralar!
et aynıydı oysa aynı tırnak
aynı aşı karıştıran iki kaşıktı halk
ne bilsindi Ahmet Rojinya’yı çiğnermiş postallar
şehirde ninnilerle uyutulur Ahmetistan!
sonra sit’tir olmuş gitmiş yeni new fuck lara ( nifak)
yeri göğü birbirine karıştırarak
-yen gömlekle kavgalı-
yanık paltoların cebinde sönmemiş zılgıtlar bırakarak
ölmemiş Ahmet, Rojin yaralı yaprak
’kalan sağlar da bizim’
ağlayan analar da diyerek
kuşanmışlar yine ellerini geçmişe banarak
iltihap en çok bulunduğu coğrafyayı kanar, acıtır
acı büyükse nükseder ya durmadan
yok olmaz!
senin
benim
baban
babam...
ve en acı söz en sona kalır her zaman
yok, nikâh olmaz bunlara!
.
kardeş bunlar!..
ToprağınSesi
.
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.