4
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1231
Okunma

Şimşek çakımı sesler delerdi griyi, mızrağını indirirken toprağa
Bulut y/arası kan/sızısı damlasında
g/öz olur dökülürdü sonbaharlara
Tünerken karanlık karşıdaki dağlara
orman yangını sonrası bir kızıl kalırdı tozundan geriye
Kül savruğu hasretlikler salınırken, toprak kokusunda
Balçığa bulanmış bir aşk hamurunda yoğrulurdu
Saçları taralı fırtınalar gelip aramıza girerken
Şarkılar ıslatırdık dilimizin ucunda, serçe öpüşü tadında
Titrek dudaklar tuzlu bir nakarat içerdi içerlenerek
Göz şafak beklemeli gece yorgun kalırdı nefeslere
Martı yıkayan denizler, ortak ederdi bağrına balıkçıları
İstavrit umudu yüzüşlere açılırdı, deniz feneri göz kırparken
Dalga sallarken gemicilerin yüreğini, nasip ekmek aşkı olurdu
O vakit hep dalardım en açık denizlere karayı görmeyene dek..
Duvarlara sinmiş kokulu hatıralar dökülürken yerlere
Yanık yarım mektupların isi ortak olurdu ortasında kaldığım odalara
Her yanı don kesiği izler sararken etrafı gölgelerin yürürdü
Pencere kenarlarım nehirlere su dökerken,
Bir çağın bitimi bir çağlayan olur söyleyemediklerim...
Su toprağa karışırken grisinden bulut ağlardı
Bulut yarasını saklarken dökülürdü
Kan sakladığımız gözlerimizki sarı yaprak misali
Denize dönerken döktüklerimiz mavimsi
Martı kanadı umut gemileri yürütürdü çığlığındaki kavuşmalarımız....
Ve ben seni çok özledim az sonra gidecekken bu kentten.....
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.