7
Yorum
9
Beğeni
0,0
Puan
1580
Okunma

"bir bir dönüyor dilime uçurtuğum tüm kuşlar"
Hevi
bu gün akşam olur mu dersin?
yalım yalım esrimeye aldırmadan dökülür mü şafak günlüğüme
uzar mı türküler içtenlikle pişmanlığa dokunan sızıntıyla ruhuma
siz bilmiyorsunuz!
sarı makaralardan boşalan gitmelerimin aslında özleyen bir hakikat olduğunu.
Sahte gülüşlerle sildiğimi gün ağlayışlarını
geçmişin camlarını kırarken -ki esim kalıyor cam kırıklarında-
siz bilmiyorsunuz
en çok o zamanlar hüzünle yarışıyorum
duyuyorum dalgınlığımın gözlerime çivilediği anlarda
babamın sesiyle konuştuğumu...
Hevi
uykuya kalsa çocukluğum ahşap sedirlerde
hiç uyanmasa diyorum sonra
gitmeler çok zor zira...
siz bilmiyorsunuz nedenlerimi
hırçınım evet
yazdan güze geçiyor adımlarım size tuhaf gelse de
damla beni damlıyor
ateş benim gücenikliğim...
Hevi
acının fukaralığı olur mu sahi?
boğuntusundayım şımarık yenilgilerin
dilimde menevişlenen hüznün öksüz kederiyle bir bütün öykünmelerim...
herkes gibi bildiniz beni
sesimin kıvrımları dolaşırken varoşlarda
uzakların türküsünü taşırken ara sokaklarda
ayaklarımda ki kıymığa aldırmadan
uğultu halinde bakıyordunuz
bense kaşlarınızın eğrisine vicdan diyordum.
Hevi
büyüyen bedenin küçümseyen bilgeliği ayrıcalık mı sahi?
ayrılığın eşiğinde özlemi anlatıyordum oysa
kirpiklerime sığınan çocuk avuçlarının mürdüm sızılarıyla
ayrıcalık istemeden kimseden ama
siz duyuyor musunuz taşların sesini sahi?
içimin yollarında nasıl yer değiştirdiğini
alnımda iz bilmeyen karınca sürüsünü ya da
kendi telaşınızla çoğalırken
parmaklarımın nasıl topladığını suskunluğumu
kör
sağır kalabalıklar
yazsam da ne fayda kurşun kâr etmiyor
yağmursuz bulutsuz bakışınıza
siz hiç bilmeyeceksiniz değil mi?
çıplak ayakların gölgesiz olduğunu...
Hevi
bu şımarık gülüşü alsana suretimden
yakıyor bak içimi hoyrat dokunuşları
sonra meczup bakıyor harfler terli bir isyanın kuşatmasında...