6
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1451
Okunma

ben hep hıçkırıkların bana ait yanlarında avundum...
duyulmadık kelimelerin,içimde oturmuş yerlerinden en çok korktum...
korkuyorum ben,
gecenin gözlere görünmeyen eksik kırıntılarında
büyüttüğüm bir menekşenin susamış yaprakları oluyordum
günaydın demeyi unutan yarınlara...
ıstırabı gönlümde ilklere hediye edilmiş bir yazgıya ihaneti
belki de çıngıraklı yalanlarının tam yüreğimden soktuğu bir acıyı yazıyorum
senden kalma kırık sayfalarıma...
unutmanın adını öğretti bir seher vakti annem
unutmanın adını silmişken sensiz yarınlarıma karlar yağarken...
üşüyorum ben,
hala senden kalma yalın kalmış ayaklarımın yollarında
parçalanmış,
ısınmaya yüz tutmuş bir acının dem vuruyorum sokaklarında...
çeyizi kanlara bulanmış bir gençliğin
elden çıkan yaslı duvağında,
sahte bir umut savuruyorum
samtını ararken karanlıkların
en çok bu kimsesizliğin sana çıkan kavşaklarında....
içtiğim tüm zehirlerin adı senken
yamalanmış bir köhne mutluluğu gözlerinden satın aldım...
mevcudiyeti kabuslara arkadaş bir sevdanın anılarında...
sen oluyorum gittikçe ben,
kendi içerisinde cebelleşen bir ömrün,
yürek ve beden arasında cereyan eden savaşından
sakat çıkıyor ruhum...
nevnihali çoktan çürümeye başlamıştı değil mi bu sevdanın oysa...
ben hep ümit denilen yalanın ortasında kaldım
ezilen bir cümlenin enkazından nefessiz çıktım derken
her şeyi sen olan bir acıyı damıtmaktan başka çaresi olmayan sevdanın
sevdalıya yazılmış tüm kelimeleri gibi kayboluyorum yıllandıkça
kum saatinin her tanesinde yazgımı akıtıyorum
ölüm denilen sonsuz vuslatın inatçı gidişlerine...
annesiz kaldım hep sessiz sözcüklerin sukuta erdiği bir bayram sabahında...
sensizce...
kimsesizce...
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.