25
Yorum
8
Beğeni
0,0
Puan
1589
Okunma
çıkarır gibi derinlerden
denizin kirini yüzeyini
saldırmaya hazırlanıyor dev kepçeler
sardunyalı balkonlarına
sevimli bahçendeki çocuk boylu
incir ağacına,lâle tohumlarına
yontuluyor yüzü Haydarpaşa’nın
bir yerde diz çökmüş ağlıyor mazi
gidecekleri yönü şaşırıyor yolcular
tökezliyorlar tek elde çalan düdükle
tiz sesi afallatıyor İstanbul’umu
dik başlı minareler gibi içim
yere sermiyor minderlerini
tutsak etmeye çalışıyorlar evlerimi
kanun çıkartıyorlar yok etmeye tarihi
erk sahipleri dikiliyor tepemde
ölü boylarını sergileyerek
yeni baştan kurduruyor cümlemi
asla hazır değiliz ölmeye
yere sererek,bir deprem sıfatıyla
depremzedeler gibi
ağlıyor emek sineması
değişim değiştirmiyor yönünü
çöl eller vuruyor kapıya kilidi
sanat sürünüyor,yerlerde çiçekleri
kurutulmuş ve boz vazolarda
yüzünü açamıyor kara peçeli
dört koldan saldırıyor kepçeler
öre öre tutsaklık duvarlarını
ala ala ağzımızdaki sesi
sessizliği süpürüyor
dudağımdan üfürülen son tohum
saymıyor karı, kışı
ekiliyor sokağın ortasına
gözleri kapanırken evleri
İstanbul’umun !
25 1 2012
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.