59
Yorum
48
Beğeni
0,0
Puan
5252
Okunma


Günah şehrine bir vapur kalktı körfezden
İçinde gölgeden beyler bayanlar
Bir çift martı omuz silkti tepesinde dalgaların
Şen kahkahaları delerken
Kilden maskelerini yolcuların.
Bu zaman hiç bir zamana benzemez ki
Yılan gözleriyle sokarken ufukları binlerce sahte mabut
’Dem bu demdir’ dedi yücelerden geçen bir bulut
Şerefine dedi bir fıraklı bey
Bir bayan
Balta kesiği gibi kıpkızıl dudaklarıyla
Güldü. Belli ki biraz sarhoş
Rabbim!
Bu nasıl bir şey
Yedikleri kustuklarından nahoş!
Ben bir kayayım
Hangi yandan baksan soğuk ve üryan
İşte böyle metanetsiz
İşte böyle giryan
Küpeştede bir fukara çerçi
Kabarık etekli bayanlara don lastiği uzatıyor
Birazdan yıkılacak bu tablo gerçi
Miço, çerçiye tükürür gibi bir göz atıyor.
Cilveli iki aşık dalgalara bakıyor kuyruktan
Su mudur gördükleri
Yoksa koca bir kan gölümü gözlerini yalayan
Açılıp daralan gözbebeklerinde kızıl birşey var
Bir şey
Derin ve uğultulu umman kadar
Boğulurken galata’da serden geçmiş bir nalan
Ah! Nasıl da köpük köpük dalgalanıyor
Deniz dedikleri yalan
Ben bir deniz feneriyim
Lambası sapanla kırılmış
İskelelere küsmüş
Yolunu kaybetmiş ve batmış
Sormayın kurtlanan duvarlarımı kim kanatmış
Böyle bakar dururum şu şadan maskelilere
Bin bir masal uçururum
Dökülecekleri yere
Nasıl da parlatıyor vapurun gri pullarını güneş
Bu öyle bir şavk ki
Cehennem kızıllığına eş
Nereye gidiyorsunuz imandan edip de beraat
Fakat bir bakın aynalara
Her yanınız cerahat
Başınızda bir kuş var
Kanlı pençelerinde zaman
Kabrinde muhacir olmuş
Sizi günahsız doğuran
Dalgalar ittikçe sizi şehrinizin harabına
Yaklaşıyorsunuz çağ çağ
Sürülmüşler turabına
Yırtılıyor çatır çatır denizin mavi entarisi
Rüzgar tutuyor kanatlarını martıların
İşaret parmağını kıyıya dikiyor birisi
"Yaklaştık! Hazırlanın."
Bir parmak gölgesinde kalıyor bin yıllık minarem
Yıkık burçlarını öpüyor
Zehirden acı bir em
Vapur inleyerek açıyor kara kıyıya bağrını
Ya Rab!
Duymuyor mu hiç kimse
Arşı delen çağrını?
Bu nasıl bir yolculuk
Hakikatten hicrana
Bu nasıl bir sarılış
Boğmak için sarana
İşte susuyor deniz, bulut çoktan erimiş
Martılar yolcuların gözbebeklerine girmiş
Çerçiyi atmışlar kıyıya ramak kala
Bir de gülmüşler ardından:
Budala, budala!
Kendinden olmayanı sokup şişiren yılan
Haydi git kovulduğun yere
Git de kendine dolan!
Kulağımda bir ses
"Doğacaktır vadettiği günler Hakk’ın"
Siz maskeli gafiller
Az daha keyfinize bakın!
...ENGİNDENİZ...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.