31
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
3784
Okunma


Son geceyi de yolcularken penceremden
uzaklarda görüyorum billur sabahı
kan ağacıyım gayrı
kıblem toprak
dinim dizginsiz aşk
tozla duman ettim geçtiğim yolları,
çarkın parçaladığı düşlerden hayır yok
oysa ne çok çekmiştim cefasını
artık kırıldı sabrım
dağıldı kehribar tesbih!
Yalnızlıkta güvenilmiyor karanlık semaya
zaten bir gözü var gecenin
ya mehtapla bakıyor çıplak kalbime
ya da hilal kaşlı kör oluyor penceremde,
suskunlar ağlamasın
ne yakut küssün
ne de safir
şimdi lal taşlarını diziyorum gönül ipime.
Beklesin beni ayak sürtmemiş uçsuz uçurumların kenarındaki patikalar
girilmemiş inlerin ağzında yetişen çiçeklere ad vereceğim
acılar keşfedeceğim aşka dair /ki bu konuda mahirdir yüreğim/
sarı süsenler moraracak utancından,
ağaracak gönül sınırındaki kan hücresi
bir yanı Araf
bir yanı Ağrı olacak koca sevda dağının
nefret çağının tohumlarını çürüteceğim sevgili gözyaşımla…
Han kuracağım han bu cihanda
yalnızlar uğrayınca kırık kanatlı kapıma
eşiğimden atlayınca umut ölüleri
yataklarını ben açacağım köhne odada
ve ben içireceğim şaraplarını!
Şimdilik küçük hanımdayım
ince lal olmuş dilim,
önce şu duvardaki resmi düzeltmeli
sonra da kitaplarımla söyleşmeliyim!
ö.n
5.0
100% (30)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.