18
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
2228
Okunma

Oysa defalarca söylemiştim sana
Beni kendinden yollama çözülür bileklerim, kaybolurum demiştim
Kaç otobüs durağı, kaç tren istasyonu kundaklayıp
Batırdığım gemilerin günahına girdim
Yetmedi...Gölgemi düşürüp ağlama duvarı gibi yaslandığım
Yedi tepeli kentin duvarlarını muhbir sanıp
Kendimi karaladım
...
Bağışladım uykularımı
Siyaha boyadım mavi göğü
Artık güneş doğmayacak
Ay gümüş salıncak
Çocukluğumun emrine amade.
Yokluğunun matemini tutuyorum
Yağacak yıldızlar kurşun olup gözlerime
Karışacak saçlarıma yetim nefesli rüzgarlar.
Işıklar içinde
Yakamoz düşmüş bir gecede
Hangi şarkıya eşlik ediyor o esriyen dudakların
Yalnızlığın hangi makamındasın
Ve hangi şive ile ağlıyorsun...Söyle!
Söyle ki; başını o omzuma yaslayayım, gölgen uyusun.
Sen bir şey hissetme.
Ne yolladığım beyaz güvercinler
Ne de uçurduğum renkli balonlar döndü geriye
Uçurtmaları saymıyorum bile
Zaten hepsinin tek adı;
Zeytin dalıydı...
Sarılmış tenime karanlık bir yalnızlık
Küskün istanbul’a her gece
Söylesene sevgili!
Bulunduğun yer, şu içimin zemheri şafağına
Kaç şehir
Ve kaç kucaklaşma mesafesinde...
de_soulmate
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.