5
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1294
Okunma
bir zahmete istinaden ağlama duvarı olma
mayhoş şarkıların nakaratlarına ilikli
gönenci incinmiş bedenimin
iskeletimin hemzemin kemiklerinde arıyorsan kendini
sonarı bozuk duyargalarımın
bir kumarbazın rüyalarını arala
bu kez hangi çöle yolculuk ? niyetli
bir Marakeş kahvesinin
en dibine yaslanmış telvesinde bulursun kendini!
ürkütmesin seni Kahire sokakları gibi kalaba fakirlik
mahalle ağzıyla doldurursam dişlerimi
mandallar tutmuyor başka isimleri
hem, yakını iyi göremem bilirsin
oturma kaşlarımın arasına silah çatar gibi
külde sönmüş ateş ol, anlarsın beni
maarif sufleler limanlarında sor adını
köhne ambarların ayyaş diplerinde ara
cinnetin kol gezdiği meydanlarda
ne zamandır çemberin cenneti olmuş Alcatraz
ulufe boğar gibi asılı durur gerdanında
ben bir oyun oynadım ve kaybettim
sekizde bir şansım vardı her aşık gibi
arıyorsan kendini yokluğun kollarında ara
diline demirden salavatlar eklemeyi bırak
ya duaları terket
ya da rusça öğret önce fincanına!
hem sırrı ayan olana tarif gerekir mi
unutma, tüm aynalar cimridir
baktığın kadar değil
hissettiğin kadarını görürsün aynada!
hissediyorum
tam şurada bir duvar vardı önümde
kimsenin tanımadığı bilmediği
anlamı bir dünyaya bedel...
irislerinden ilham doldururdum
adından denizler...
bir duvar vardı önümde
şarap etkisinden beter gece karası saçları
sıvazladıkça doğru akım etkisiyle şahlanan
arada limoni küser dudaklı olurdu
bir baktın Afrodit’in nar ağacı
dururdu önümde milattan kalmış bir şarkı gibi
ne aşkın e hali tamam ederdi
ne militan olmak uğruna
ne kadar sevsen o kadar azdı!
şâhikası doludizgin açtı doymak bilmezdi
nefeslerimden yıkılmasını beklerdi
ve ben tüm gücümle severdim
şarkılar bile susardı!
tam şurada bir duvar vardı!
ToprağınSesi
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.