5
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1239
Okunma
gölgelere dadanan yalnızlığın büyüsünde açar içimdeki zehir
güzelliğimi götüren düşlerin benzinde sevdim şehri
dalgaları okşadıkça ruhum
vazgeçtim içimdeki ölümden
zaman yaşadıklarımdan düştü
toprağın kalbini döverek
topladım aç anılarımı
siyah gözlerde yürüyen duvarlar
yorgunluğumu bırakın sokaklara
korkmuyorum küçük odaları taşıyan adımlardan
maviyi sırtlayan çizgilerde herkes gibiyim
ya derin karanlık
ya güneşli bulut
ya da yaprağın teninde
kırmızı
gizini taşıyan her parçada uçurumum
hiçbir zamana
en köklü ayrılıklarda biterken bahar
yakınımdaki uzağı sever dağlar
çünkü bilirim
havanın nabzında rüzgar dinlerken uykuları
uykuların ateşinde mayalanır umut
ılık uğultu gibi...
damarımda ısınan mevsim hangi sabaha değişirse
oraya dallanırım beyaz
alabildiğince sonsuzluğum
gözlerimde
bir yanı aç
bir yanı tok
üşümelerde
kaderin ışığında yüzüm
aynı ağaçta dizili ziyafet
hiç bitmeyen kelimelerle doluyum vakitlere
tohumlar onların dilinde
büyük yolculuklara nadaslanır
ya baba oğluna kavuşur
ya şarkı sevgilisine
ya da ölüm mezarına
ya da
nebileyim
okşadıkça dağlar ayakları
bir göze benzerim
5.0
100% (9)