17
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1665
Okunma

uzun zaman oldu
yüzümü rüzgarın kuzeyine sermeyeli
ağlamak bile uzadı ardınca
şimdi ise
geldim diyorsun
uzun sancılı bir deniz dalgası gibi
ruhumu çarpalaya çarpalaya
sığ koylarda eziyorsun
siyahtan beyaza doğru manidar bakışlarından anlıyorum
ayak tabanlarının cam kırıklarıma basma telaşını
ve
hesaba çekilen geçmişin özrünü örten bir sıcaklığın
kısrak avazlarınca
susulan uyku gözlerinde
nasıl da kuru bir dal gibi yandığını
az daha yemin vermelisin mahşerimde
sevgili
az daha acıttığın günleri inşa edip, yeniden
kurtulmasına az kalmalı kuluçkaya bırakılan anıların
ceset gibi her mevsim üzerine yatarken ben
diriline kadar öpmelisin yüreğine yamadığım sevgiyi
sunduğun cennetin neminde yosun rengi bir gelin olmalıyım
yalnızlığa üryan
aşka giyinik
işte geldim diyorsun
ruhumu kemiren yokluğunu bir bir tüketip
umarsız bahaneler savuruyorsun iki nefes aralığında
karınca misali ince ince yağmalıyorsun tenimi
hesapta korkmuyormuş
gibi..
ahmak kokun
küflü sandık diplerinde
gökkuşağının ellerine benzeyen rengine sarıyor
son kuşlarımı da
kaçınılmazlığında kaybolan gözyaşlarımı kurutuyor dudakların
şiiri anımsatan sesinle
esir bırakıyorsun aykırı sözlerimi damağımda
sen
saçlarımın kızıl yakamozunda
zehir içiren zakkum çiçeği
usanmayacak mısın darağacında günahlarını asmaya
ittiğin uçurumda
beni sev
beni sev diye yakaran yusufçuklara aldırmadan
oysa
yer kürem darmadağın yokluğunda
bismillah çekiyor ipe serdiğim günler
sallanıyor ölüme
sallanıyor zamanın karınca katarına yol veren umutlarım
hoş geldin yarınım
dök sularını kırgın güllerime
uzak kalan avuçlarımdan sar önce
koşulsuz seviyorum seni
ve
seninle yasaklanan gerçeğimi
bir kere daha büyüklük kalsın bende
affettim seni..
Çiğdem PARLAYÜKSEL
5.0
100% (14)