8
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
1813
Okunma
.
buz tutmuş yüreğim
kendi morgunda misafir ederken cesedimi
ne çok konuşamıyorken kendimle
bir nefeslik zaman muhtaçlığında
düşe kalka
yürürken tuz buz aynalarda açılan yollarda
hep kandım
kanadım
tutunduğum her bahane
ve her yol bir öncekinden beterken
gözlerim düş suskunluğunda
hapsolmuşken kan kokan siyahlara
devler ülkesinin yüzlerini seyrederken
ve hep soğukken gece
iç içeydi zamanlar
kurtulmak ne zordu zincirin halkasından
dudaklarımda yarım kalmış paslı bir gülüşle
gerçekle hayali karıştırdığım bir anda
bir gölge
şifa belki
belki deva
karanlıklar arasında
ezber bir hikâye
sımsıkı sardıkça acıyan
acıdıkça kanayan yaralar
tenha sokaklar
ateş fısıltısında aşk
sinsice
hesaplı kitaplı
iç kapılarımı usulca açıp
ve ne zaman aralasam kirpiklerimi
başucumda bulduğum
hayaleti miydi aslında
gözyaşları kanarken hüzün kokusuyla
isyan çaresiz
kan çiçekleri açarken çıkmaz sokakların
ışıksız kaldırımlarında
herhangi bir gecede
bilmediğim bir ülkenin liman kentinde
yosun kokan bir sokakta öldürüldü aşk
bembeyazdı
simsiyah kefenlendi
gözleri açık mıdır halâ
ne çok sır kaldı ardında
nasıldı
nasıldım
bilmiyorum
ve
çok tuhaf / hatırlamıyordum adını aslında
dün bitti tekrarı yok
hiç bilmiyorum yarını
parmak uçlarımda seyre dalarken hayatı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.