9
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
3018
Okunma

beyhûde zaman geçirme gönül
daha filiz olacaksın
daha binlerce yesemen ağıt yakacak toprağa düştüğünde
ölüm gibi ezberleme aşklarını
fakat
ezberlerini de tam yap,unutma!
kemiklerim yürek üstüne geldiğinden beri,
çocuğum!
ispanyol ağzı ninnilerle büyümüşlüğümün tek dili,
vurgunluğun...
bir sokak kedisi takibinde sönüyor ışıklar
geceyi bir o, bir de ben selamlıyoruz her akşam
sen oynamazsın diye tek benim için yakıyor lambaları annem
en koyu kaldırımları seçiyorum yağınca yağmurlar
ben yaş üzüm rakısı bulanıklığında yazıyorum şiirlerimi
sen çocukluğundan kalma,
mandalina likörü tadından geçmemiştin hâlâ
bilemezdin kifayetsizliği
uzanmış ayağından öpüyorum gizlice
aynı sehpada yudumluyorum içilmeyen nâzende gülüşlerini
ben hep aynı yerde,canım acıyana kadar öldürüyorum kendimi,
güneş ve ay beraberinde
senin küçük kız kardeşin gibi muhtaçlığımdan küçülüyorum
tüm masalları anlattırmak için sana,
kalın bacaklı,iri gözlü tüm canavarlardan korkuyorum
babamın en sevdiği şarkılardan başlıyorum dinlemeye
mâhur bir bestede zuhûl etmemek için eşlik etmiyorum,
o çok sevdiğim şarkılara
huysuz enstrümanların dinginliğinde düşünüyorum gözlerini
göğsümde yalpaklaşan bir düş gibi,oyun oynuyorum kendimle
ardından başlatıyorum tambur faslını
gün doğuma başlamaya hazırken,
karşılıyorum hüznü
Cemil Bey’den..
bakışları mestane,
daha söz söylemeden, sözüm olan yâre
kelimelerimin rengini grileştirdim,sağım solum biçare
daha çocuktum,bir sırça köşkü çok gördün
kaç yürek nezlesinden yağmurla üşüdüm
ölüler gibi,ne susadım,ne toktum
tüm redifli cümlelerimin sonunu ismin ile bozdum
adını o en çok sevdiğin,
mandalina likörü koydum
içemediğim düşlerin ile avundum!
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.