4
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1536
Okunma

-Sen de yakut gülüşlerin celladı kesildin
Giyotininde yıkadın da ağarmış başımı ağır ağır
Yine de küfre yeltenmedi tek odalı yüreğim-
I
Var git…soluğun çıkmaz bir sokak başında
Çamur kokulu ceviz kapılarda tokmaktır kulağım
İkindi vakitleri girerken sürgülü pencerelerden
Güvercin beyazları ağlardı bir geminin güvertesinde
Dalgalarda çocukluğumun dalgacı sesi yüzerken
Martıları bile dil(l)endiren bu mavi örgülü çarşaf
Açılan bir kilit gibiydi gün ertesinde
Sevmek kendime söylediğim bir yalansa eğer
Her adam yalana alışmıştı istemle
Bir kez olsa bile sevilmişti herhangi bir kadın
II
Duvarlar…derin bir sükunun arifesinde
Yürüdükçe arşa uzanan dağ yolları gibi
Uludukça sesimle dokunan Samanyolu’nda
Eski bir mutluluğun silahları çekilir aniden
Gülmek haramdır/ güldürmek günah
Ay hilal makamında otururken başıboş
Ben kara gecenin kanatlarında/ mesulüm maiden
Kir tutuğu sokakları yıkasa da rüzgâr
Sağanağın imzası tutmaz bedenimin yırtık sayfalarını
Kaç zemheri sürgünde kanadı da ayaklarım
Karlı tepelerine bulaştırdım can izlerimi
III
Hayat… yönü belirsiz uçurtmaların göğünde
Gökkuşağına umut çiçekleri karalamaktır
Keskin gözlerinde kuşbakışıyken doğa ana
Beynimde voltalar atan yalnız bir kartalın
Kanatlarında açılacağım belki öz/gür düşlere
Ve yepyeni günler ödünç alacağım güneşten
Belki kara bir humma olacak vuslat/ aşkın nezaretinde
Belki iklimin olacağım sulak türkülerin sesinde
Var git sevgili…kader nasılsa ensemizde…
Nevzat KONŞER
Şubat 010
5.0
100% (3)