22
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
2468
Okunma

Ne vakit dolandı saçlara bu fısıltılı rüzgâr
iki rüya arası medcezirdi ruh duvarlarına çarpan
ve mumlar sönene kadardı uykular…
iklimleri koynuma alalı değişmez oldu zaman
kırık sandal eşi kayıp kürekti kesişmeler
ve ben denizi hep ellerimde sevdim
gözlerimi vermeden önce derin dalgalara…
çocukluğu anımsatan yılları saklayalı müzik kutusuna
dünyanın sesini duymaya başladı içimdeki k/adın
çığlık ve çirkinlikler Pandora’nın kutusunda…
şahlanıp koşsa yelelerimde aşk uygun adım
bacağında kırılan umuttu tek kurşundu sonu
hiç böyle susmadım ağlamadım da yağmurlarla
unutmadım da dudağımın yanmasını
ki açana kadar akşamsefası çiçeği kendi renginde.
neye uzansa ellerin açlığı siyaha dokundu
beyazken yüzün duvağı ağarmamışken saçları
isli pencere pervazında kaldı yüzün sıcaklığı…
ilk imgeyi cebime koyduğum günlerdi hayat
bilmeden sözün sandığını karıştırdı dilin yanığı
her söz alev her anlam biraz küldü
yanmadan anlamıyor insan yüreğin acısını…
her aldanış gerçekle yer değişeli
ne varsa gömeli arsız tutkuları kehanet çukuruna
örerken ağlarını saatler huzur duvarında
gölgesiyle sevişen iki ışık
yeniden doğan güne merhaba…
5.0
100% (10)