39
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
2883
Okunma

Aşkın yüreğimden geçen bir devrim türküsüdür
aşkı aşk yapan
emek
emeği besleyen
yürek
kaç kez çekti gitti gözlerin önünden
o renk cümbüşü kelebek
bu aşkı yüreğinde yaşayacak kadar büyüdün kadın
depremleri sen tetikliyordun yangınların alazında
uçurumların ucunda durduğunda çocukluğun geliyordu aklına
bütün sevdanın yaralarını geceyle örterdin
hayatı aşkla çarpsan hep ayrılıklar çıkardı karşına
dünyanın bir yerinde bir yaprak mevsimsiz kurusa
yüreğinin ucundaki gül günlerce uykusuz kalır
dilinin altındaki bir şiiri yontardı gülüşün
sevmek de bir ustalık işiydi sende sevişmek de
haydi sür gözlerini geceye yıldızlar üşümesin
yorgun işçilerin omuzlarına koy başını
aklının ortasından geçen bir türküde kendini yak
gün kaysın doğduğun dağların doruklarına
biliyorsun zordur yüreğinde yaralı bir sevdayla yaşamak
bir yasak kitapta izini sürüyor adamlar
seni gördükleri yerde alnından vuracaklar
binlerce şiirlerin saçılacak yerlere
sen bir aşk deniziydin bense kıyıda bir gölge
kör edilmiş bir ışıkta boğulursun düşlerde
geceleri bulanık bir akşamı alır koynuna uyursun
sen de gidersen ben ne yaparım söyle bu cehennemde
hudutları kaldırılsın insanlığın bundan böyle
biliyorsun zordur katlanmak hayata ölü bir yürekle
zaman yaşlanıyordu gözyaşlarınla
ellerinle kapatıyordun gün batımlarını
kanlı bir bahçede oynuyordu çocuklar
buzul çağında üşüdükçe anılar
düşleri bir bir söndürdü firavunlar
benden başka kim anlar seni bundan böyle
korkunun umudu boğduğu bir anlamsızlığı yaşıyoruz
ölüm
bağışlanabilir bir günah mıdır sevdiğim
söyle
sana ağır yaralı bir aşığım
takvimler kelebekle beni aynı kefeye koydu
tanrılar kovdu bizi bütün tapınaklardan
hayat beni en çok da senin gözlerinde vurdu
mevsimin yoktu senin ömür çiçeğim
sevdikçe şiirlerle döllenirdi yüreğin
ölümsüz bir sevdaydın sen yarına uzanan
söyle can çiçeğim
aşk da bir iz bırakıp gitmek değil miydi dünyadan
hangi yürek çatlamaz ki susuzluktan ?
İsa İnan
5.0
95% (20)
4.0
5% (1)