8
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
2808
Okunma

--------------------S/aklımdaki Ada’ya
yalnızlığına bir adam boyu gölge giydir şimdi
bir kızın koynunda günah çıkaran papaz
yeni bir şeytanı sağıyor memelerinden
gölgeleri eteğinden döküyor gece
acıyla paslaşıp
beni arka sokaklara sürüklüyor kara kış
baş edilmez bir güçle
dudaklarımda kangren olan öpüşün sesi kısılır
kırılır kahvenin camları
ömrüm dert topu
çocukluğuma şamar atar mahallenin adamları
ışığı kapanır gözlerimin
avuçlarım karanlığa kül serper
terli duvar dibinde uykuma tanığım olur gece sefaları
hayaletlere durmadan destur çeker bu şehrin kadınları
geçmişi körelten ahlâksız adımlar aldatır çürüyen yüzümü
üç kurşun yer
yerde yatan
sürgün sabahlara saplanır bir bıçak
hayata küser içimde saç döken kadın
Cemevi’min kapısında bir mezar oturur
kumrular sırılsıklam yakalanır ayrılığa
gözlerim ayrı düşmüş sevdaların son sahnesi
çiçekler döl döker arsızca toprak saksılara
hangi yangına su taşısa
çöle dönüyor yüreğim
dönüyor aşka tavaf eden deli başım
dolunay denize indirmiş öldürmek için kendini
artık ıslak geceler tek sırdaşım
herkes korkusunu körüklüyor kaburga kemiklerini kullanarak
aşk uzun süren bir ayrılıktı
yoksul renkler barındıran yüzün avuttukça
acılar diri tutar yalanı
her bebek içinde büyütür kendi çığlığını
dilin dünkü hâli
dayanılmaz bir yolculuktu güvertede sabahlayan
şarkıları dağlarda öldürülen kaçakçılar tabutlara sığmazdı
bilirim dil dayanmaz bu acıya
gölgesine yağmur yağan yürek yurdumun iskelesine biriken
gözlerinin ışığında kaybolup giderdi bir çocuk uykulara
boğulurdu sevinci
cesedi vururdu kıyıya
ağaç yontula yontula ya kağıt olur ya gemi
hiç kimse boş tabuta yakıştırmaz kendini
çatıların kırığında sabahlayan serçenin soluğuna sokulduğunda
ısınır içindeki öksüzün elleri
bir avuç mısır patlar ateşinde tavanın
fişeğinden yere düşer bir mermi
bütün rüyalardan ıslanarak çıkar saçların
yüreği söz dinlemez bir aşka vurulduğunda
önce kendine yabancılaşır insan
gün batarken gölgesi atlara denk düşer bir zambağın
kıvılcımlara yıldız giydirir
göğe doğrulur bakışlarındaki Kızılderili yanın
kaç kez düşük yaptın masalsı aşkların balon kalabalığında
gökyüzünün yalancısı bulutlar pervanelere yakalanır
bir yanardağın dudaklarına dokunsa göğüslerin
derin bir iç çekersin
sigaran yarı belinden yarılanır
gücün yetiyorsa kendi kalemini kır
bir iç ayaklanmada
sula içindeki tohumu
cennete köprü kur örülü saçlarınla
bakma sen gurubun kızıllığına
bu aşkın sönüşüdür bir denizin ortasında
ölümle sevgi aynı uzaklıktan el sallar
bu ömür yeter seni kara deliklere savurmaya
dalgalar birbirine bindirip yüklerini vardılar kıyıya
göz yuvalarında tüneyen güvercinler
gagalarıyla barışı taşıdılar savaşlara
terk edilmiş bir merhabayı
mekan tutma ayrılığa
tenimde yer değiştiriyor dik ve diri meme uçların
yağmur ayaklarına dolanan bir bulut kaçağıdır
omuzlarına uzanmış ateşin köpüklü yalnızlığı
ruh bedenin kabuğunu çatlatır
ömrünün ortasında biriken ateş gülüdür dudakların
saatler kaçı vurursa vursun ölen geçmiş zamandır
can evimden aşka trenler kaldıran ellerin
bir uzak istasyonda
denizin dağla sevişmesidir
karın buzla
düşün ayazla çiftleşmesidir
yasak bir yayın gibi girdiler geceye
koca çınar çığlığını bıraktı toprağa
sesim kuşanmış küfrü çıkıyor sokaklara
ay yanığı yanakların kapanır ardımdan aynalara
yalnızlığına bir adam boyu gölge giydir böyle havalarda
İsa İnan
5.0
100% (13)