0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1105
Okunma
Esrik bir zamanın koynunda boylu/boyunca
Uzanmış kendimi seyre dalıyorum
Şakağımda düşünceler namlusu
Böğrümde gidişine saplanmış paslı bıçak
Duygularıma rehin yüreğim
Büyüyen acılarıma küçüldükçe ben
Şehirden çocuklara misket yuvarlıyorum
Ve şimdi demleniyorum kendime
Bir yudum acı/kırbaç izinde dudaklarımı döverken
Adına bıraktığım iz/çizgilerinde
Yıllanmış şarap ekşimesi tadında
Tenimin titrekliğine ovarak avuçlarımı
Gidişine kırılan dizlerimi çekiyorum sineme
Ve / ayyaş göz ucuyla aralıyorum sen bakışımı
Ah…
Sultan bakışlı sevgili
Fatih’in eseriyle gök kubbeye yükselerek
Beyazlar içinde gelişini hayal ederken
Şimdi sesinin düştüğü yere,
Serilmiş gövdemi buhranlarında yıkıyorum
Olsun…
Ferime mühürlü hayalini aynalara çizerim
Ruhumu ayak izlerindeki heybet ile ez
Rahvan atları dörtnala koştukça içimde
Aydınlığa uzanan şafaklardan gel
Bir ceylan ölüsü gibi devrilse de gövdem
Son soluk cellâdı gibi bak yüzüme
O bile yeter…
5.0
100% (3)