1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
93
Okunma
Allah’a yönelen bir eksiklik
içte kök salar
tamamlanmayı inkâr eden bir boşluğun derin terbiyesiyle
Zaman, eğilmiş bir sükût hâlinde birikir
eski çağlardan kalma bir tortu gibi
taşın göğsünde saklı kalmış yankılar
çözülmeyi reddeder
dağılmayı küçümser
yalnızca varlığını sürdürür
Adı verilmeyen şeyler vardır
isim kabul etmeyen
çünkü her ad
onları biraz eksiltir
ve her anlam
yaklaştıkça kendi ağırlığıyla çöker
Yaşam denilen
belki hiç aralanmamış bir örtünün ardında
kendi kendini seyreden bir giz
belki de kapanışı ertelenmiş bir sahnenin
solumayı unutan boşluğu
Zihin, katman katman geri çekilen bir menzil
her inişte daha eski bir hâle varır
düşünceden önceki karanlığa
ad verilmeden önceki sessizliğe
orada kalan şey
ne hatıra
ne de varlık
yalnızca silinmemiş bir izlenim
İçte bir vakitler parlayan açıklık
şimdi yalnızca hatırlanmanın gölgesinde sürer
renk çözülmüş
nur çekilmiş
geriye biçimin yorgun kabuğu kalmış
o da ağır ağır çözülür
Derinlerde işleyen bir eksiltme vardır
kırılma sesi duyulmaz
çünkü kırılan şey
zaten uzun zamandır çatlak
içten çekilen her parça
daha geniş bir yokluğu davet eder
Göz, artık yük taşımaz
çünkü acı
akışını terk etmiştir
yoğunlaşmış
kendi içine çökmüş
hareketsiz bir ağırlığa dönüşmüştür
Başlangıç ile nihayet
aynı hat üzerinde bekler
temas etmeden
birbirini tüketmeden
aynı bilinmezliğin içinde askıda
Kapanış
henüz tamamlanmamış bir yazgı gibi ilerler
hiçbir işaret vermeden
hiçbir iz bırakmadan
Henüz değil
henüz değil
fakat her susuşun içinde büyüyen o son
zamanı geldiğinde
hiçlikten değil
tam da eksikliğin en derin yerinden
kendi hükmünü kurar
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.