0
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
119
Okunma
Görmediklerinin de bir ağırlığı vardır
ve sen
hayatını hep hafif sandığın şeylerin altında ezilerek geçirirsin.
Çünkü insan,
en çok görmediğiyle şekillenir.
Kendine dürüst olduğunu söylediğin her an
içinde sessiz bir mahkeme kurulur—
hakim sensin,
sanık sensin,
ve karar çoktan verilmiştir.
Berat edersin.
Her seferinde.
Birinin kalbini kırdığında
buna “doğruyu söylemek” dersin.
Sesini yükselttiğinde
“sınır koyuyorum” dersin.
Susturduğunda
“hak ediyordu” dersin.
Kelimeler,
gerçeği söylemenin değil,
vicdanını eğip bükmenin aracına dönüşür.
Ve zamanla
en ustaca yaptığın şey
kendini aklamak olur.
Oysa insan
en çok aklandığı yerde kirlenir.
Kibir bağırmaz.
Sadece fısıldar.
“Farklısın,” der,
“onlar gibi değilsin.”
Ve sen
yavaş yavaş
onların üstünde yaşamaya başlarsın.
Bu bir yükseklik değildir—
bu, temas kaybıdır.
Bir gün kimse seni anlamadığında
bunu yalnızlık sanırsın.
Oysa bu,
yıllarca kimseyi gerçekten duymamış olmanın
geri dönüşüdür.
Ve gurur…
insanın kendine kurduğu en zarif tuzaktır.
Özür dileyebileceğin bir anı
içinde sessizce gömersin.
Kelime diline kadar gelir,
ama geçmez.
Çünkü söylersen
bir şey kırılacak sanırsın—
oysa çoktan kırılmıştır.
Sadece kabul edersen
duyacaksındır o sesi.
Ve sen
duymamayı seçersin.
Haklı kalırsın.
Ama eksilerek.
İnsanlar senin niyetini bilmez.
Bilmek zorunda da değildir.
Onlar,
bıraktığın iz kadar seni tanır.
Ve sen,
en temiz niyetlerinle bile
en derin yaraları açmış olabilirsin—
fark etmeden.
Fark etmemek
zararı ortadan kaldırmaz.
Sadece geciktirir.
Zaman geçer.
Sen buna ilerlemek dersin,
ama aslında
aynı duvarın etrafında yürürsün.
Yüzler değişir,
hikâyeler değişir,
ama sen değişmezsin.
Çünkü ders
anlaşılana kadar bitmez,
acıyana kadar kök salmaz.
Ve sen
hep eşiğinde kalırsın o acının—
tam içine girmeden,
tam yüzleşmeden.
İçinde bir yer vardır:
sessiz,
sabırlı,
ve senden daha dürüst.
Seni zorlamaz.
Seni bekler.
İşte en tehlikelisi budur.
Çünkü seni rahatsız etmeyen gerçek
seni değiştirmez.
Sadece seninle birlikte yaşlanır.
Bir gün
her şey sustuğunda,
dış dünyanın bütün sesleri çekildiğinde
ve artık kaçacak hiçbir hikâye kalmadığında…
kendine kalırsın.
İlk defa
gerçekten.
Ve o an
yıllardır kaçtığın her şey
tek bir yerde toplanır:
içinde.
Yaptıkların kadar
yapmadıkların da konuşur.
Söylemediklerin,
ertelediklerin,
görmezden geldiklerin,
küçük deyip geçtiğin kırılmalar…
hepsi
birer ağırlık gibi iner üzerine.
Ve anlarsın—
seni yoran hayat değilmiş.
Taşıdığın,
ama adını koymadığın her şeymiş.
En acısı da şu olur:
Bunların çoğunu
çok daha önce görebilirdin.
Ama görmek
değişmeyi gerektirirdi.
Değişmek ise
bir şeylerden vazgeçmeyi.
Ve insan
en çok
kendisinden vazgeçmemek için
sevdiklerini yitirir.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.