31
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
2871
Okunma

’
herkes
kendi atının sırtında
ıslık çalıyor ’
( Hasreti isa )
rüyalardan rezil dönersin
bir roman sayfasında solar gülüşün
sen olacaksın yokluğunda
avuçlarımda büyüttüğüm
yağmur damlası
sen
‘’ vakti gelmeden sabah bile olmaz ‘’
dedi
yürüdü
geldiği yerden
geri döndü
belki de çocuk
tanrıyı gördü
kıyamete kadar uzanır namlu
doğrultur kendini dağlara
yollar gurbete açılır
gurbet yollara
her aşk
girdiği yürekte kalır
açılır ayrılıklara
ölüm tekrarlanır teninde
gülüşün kundaklanır
birileri
yoklara yazarlar adını
Deniz koyarlar mesela
Hasan koyarlar
Hüseyin
Gülgün
ya da
Marmara’ya açılan bir köprüdür Nilgün
herkes
kendi şarkısına katar rengini
kimi siyah
kimi mavi
kiminin adı Barış
kiminin ki Fellini
kalabalıklara karışmadıysan
nereden bileceksin
bir yağmur damlasının düşürdüğü tomurcuğun
ayaklar altında
nasıl can çekiştiğini
tarihin gözleri arkadan bağlı
sus diyor birileri
susuyor
kırık bir kalemde
unutuyor kendini zaman
ne zaman aynalara baksam
kırıl diyor birileri
kırılıyor
kızım diyor ki bana
baba
tarih dedikçe
arkamızdan koşan atlar geliyor aklıma
korkuyorum baba diyor
korkuyorum
anlasana
kızım diyorum
atlar güzel de
ya ölüm
ölüm at koşturursa diyorum
susuyor
sus
su
susadım baba diyor
anlasana
korku alçak bir pusudur
düşlere giren
gülüşleri bölen
idam sehpalarının önünden geçerken
gözyaşlarıdır gönlüme düşen
ağzımı bıçağa dayadıkça
kapanıyor öfkem
kuşlar uçmayı öğrenir anka’dan
ölüm doğurur analar
sevgiyle durmadan
her çığlık
açık bir yaradır kanamaya
kül de üşür
ateşten uzakta kalınca düşü
sevdiğimin aşktan başka
ne olur yükü
şimdi gözlerinden göçme vaktidir
yaftasında sürgün yazan bir insandan
daha ne beklenir
her insanın utancı
yüreğinden büyük olmalı
bilmeli ...
bilmeli ki insan
taş da olsa
çiçeğe durmalı !
İsa İnan
5.0
100% (23)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.