2
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
46
Okunma
Şimdi hangi kentin soğuk kaldırımlarında arayayım kendimi?
Ceplerimde sana biriktirdiğim ıslak kırgınlıklar
Ve içimde bir barikat gibi devrilen o son bakışın...
Bir çocuk ağlar koynumda, dili yasaklı;
Sözlerin düşer üzerime gece yarısı:
Ağır,
Pusulu
Ve kimsesiz.
Ben seni dağ kokulu sabahların sisine yazmıştım.
Sınır boylarında unutulmuş bir kaçak gibiydi sevdamız;
Ne sığınacak bir gölgemiz vardı
Ne de geriye dönecek bir patikamız.
Sen vurmayı seçtin beni,
Gözlerindeki o bahçeyi ateşe vererek,
Hiç acımadan,
Hiç arkana bakmadan...
Kaç mevsim geçti üzerimden, bilmiyorum.
Sırf senin geçtiğin yollara kar yağmasın diye
Göğsümde fırtınaları emzirdim ben.
Gece yarısı haber gelen kurşunlanmış bir düş gibiydin;
Uzakta,
Erişilmeyen
Ve her zaman kanayan.
Sustuğun anlarda genişlerdi içimdeki hücre,
Duvarlara tırnaklarımla kazıdım adının ilk harfini.
Oysa bir cümlen yeterdi beni ayağa kaldırmaya,
Sen o cümleyi bir idam sehpası gibi kurdun karşıma.
Faili meçhul bir ayrılığın koynuna bıraktın beni.
Şimdi ne zaman bir rüzgâr esse uzaklardan,
İçimde bir dize daha kırılır,
Bir kanat daha kopar göğsümden.
Hangi nehir temizler şimdi ellerindeki bu imzasız hüznü?
Hangi türkü örter üstümüzü köyler yakılırken?
Görüyorsun işte;
Bir namlu soğukluğuyla geçti gençliğim.
Bir aynanın karşısında kendi yüzünü tanıyamayan
O yorgun adamım şimdi.
Sen sustun,
Ben satır satır eksildim.
Ve bitti derken her şey,
Söndü gözlerindeki o son şiir bahçesi.
Geriye sadece
Karanlık,
Yıkıntı
Ve yarım kalmış bir ağıt kaldı...
Mavzerden beterdi sözlerin,
Sen beni usul usul bitirdin.
Bir şiir bahçesiydi gözlerin,
Sen beni satır satır öldürdün...
Kadir TURGUT
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.