1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
54
Okunma
Anladım ki aşk denen ne vuslattır ne hicran,
Ne sadece gözyaşı ne de dudakta figan.
Aşk, insanın kendinden kendine yürüyüp
Sonunda “ben” dediği yerde bulmasıdır cânân.
Merhem sürüp kapatma, bırak yara konuşsun,
Her damlası adını sessizce yere düşsün.
Belki bu aşk yarası bana senden bir nişan,
Bırak da kıyamete kadar benimle bir yürüsün.
Sen açtın bu yarayı, sen verdin bu derde cân,
Derman aramam artık derde düşmüşsem ey cân.
Her derde şifa derler, aşk derdi bir başkadır,
Dermanı da derdidir, derde düşenler hayran.
Ne merhem ister bu yara ne de bir başka derman,
Her acının içinde saklıdır başka umman.
Sinemdeki kanlı dağ bana artık yük değil,
Çünkü o dağdan geçmeden bulunmazmış cânân.
Bana aşkı öğretme, aşk beni senden aldı,
Bir damla iken gönlüm, ummanlara dağıldı.
Kendimi bulmak için çıktığım her yolculukta,
Vardığım son menzilde adın karşımda kaldı.
Söndürme o çırağı, bırak gecede yansın,
Bu garip gönül biraz kendi derdiyle kansın.
Ben ışığı ararken karanlığa düşmedim;
Karanlık bile senden bir işarettir sansın.
Gönlüm bir viranedir, giren çıkmaz içinden,
Bir sır dolaşır durur gecenin derininden.
Adını zikrettikçe çoğalır sessizliğim,
Bir ses gelir âlemin görünmeyen yerinden.
Harap olmuş bu gönül, yine seninle mamur,
Virâneye bir nazar değse olur bağ u bâğur.
Bir nefesin kâfidir bin yıllık şu ömrüme,
Senin adınla yanan gönül nasıl olur ki mahzun?
Ne ben bu derde düştüm kendi hevesim ile,
Ne bu ateş tutuştu fânî nefesim ile.
Bir “ol” sırrı değdi gönül denilen yere,
Yandım da kül eyledim kendimi sesim ile.
Ne yana dönsem seni görür bu gözlerim,
Her zerrede okunur gizli gizli sözlerim.
Bir kapıya vardım ki kapısı yok âlemde,
İçeriye girince ; Dışarıda kaldı çilem.
Aşkın ateşi değdi, kül oldu eski hâlim,
Ne bildiğim ben kaldı ne de bildiğim âlemim.
Bir “Yâ” diye çağırdım gecenin en koyusunda,
Sesim bana dönünce bildim ki SEN’sin derdim.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.