0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
33
Okunma
"Dünü anlatma..." dedin.
Haklıydın belki...
Çünkü dün, omuzlarında başka yükler taşıyan,
Aynalara başka gözlerle bakan biriydi.
Ben de sustum.
Zira geçmiş, ne kadar anlatılırsa anlatılsın,
Kırılmış bir testiden su içmeye benzer;
Susuzluğu değil, yalnızca pişmanlığı büyütür.
Öyleyse...
Yarını da konuşmayalım azizim.
Kim bilir,
Belki sabah uyandığımızda
Biz değişmiş oluruz.
Belki de en çok güvendiğimiz insanlar
Yüzlerindeki maskeyi çıkarır.
Belki bir dost, yabancı olur;
Belki bir yabancı, ömrümüze dost diye yazılır.
Yarın...
Henüz doğmamış bir çocuğun adı gibidir.
Ne sesi duyulmuştur
Ne de gözleri görülmüştür.
Ona umut da yüklenmez,
Korku da...
Gel...
Biz bugünü konuşalım.
Çünkü insanın gerçek adresi,
Geçmişin harabeleri değildir.
Geleceğin sisleri de değildir.
İnsan, nefes aldığı andır.
Kalbin attığı, gözlerin gördüğü,
Ellerin hâlâ birbirine dokunabildiği zamandır.
Bugün,
İçimizde hâlâ kırılmamış bir dua varsa konuşalım.
Henüz kurumamış bir merhamet varsa konuşalım.
Bir çocuğun gülüşü kadar temiz,
Bir annenin duası kadar sıcak,
Bir babanın sessizliği kadar derin ne kaldıysa
Onu konuşalım.
Çünkü dün,
Hatıraların yorgun omuzlarına yaslandı.
Ne kadar ağlasak da geri gelmeyecek.
Ne kadar özlesek de
Eksilen hiçbir saat yeniden doğmayacak.
Ve yarın...
Yarın, rüzgârın cebindeki bilinmeyen bir mektuptur.
Kime ulaşır,
Kime hiç uğramadan kaybolur,
Bunu hiçbir insan bilemez.
Belki yarın
Bir ayrılık bekler kapımızda.
Belki de beklemediğimiz bir kavuşma.
Belki gözyaşı,
Belki tebessüm...
İşte bu yüzden
Bugünü incitmeyelim.
Bugün,
Bir fincan çayın buharında tüten samimiyettir.
Bir "Nasılsın?" sorusuna saklanan içtenliktir.
Bir gönlü kırmamayı seçmektir.
Bir özrü geciktirmemektir.
Bir teşekkürü cimrileştirmemektir.
Azizim...
İnsan, en çok yarınlar için yaşarken yoruluyor.
En çok dünleri sırtında taşırken yaşlanıyor.
Oysa hayat,
Ne geride kalan ayak izleri kadar eski
Ne de henüz açmamış yollar kadar uzaktır.
Hayat,
Şu an gözlerimizin içine bakan hakikattir.
Bugün sevilecek bir insan varsa,
Ertelemeyelim.
Bugün affedilecek bir kırgınlık varsa,
Geceye bırakmayalım.
Bugün söylenecek güzel bir söz varsa,
Dilin kıyısında bekletmeyelim.
Çünkü zaman,
Bekleyenleri değil,
Yaşayanları hatırlar.
Ve gün gelir...
Dün diye anlattığımız acılar,
Bir kitabın sararmış sayfaları olur.
Yarın diye kurduğumuz hayaller,
Ya gerçekleşir ya da gökyüzüne karışır.
Fakat bugün...
Bugün, avuçlarımızın içindedir.
Sıcaklığı hissedilir.
Nefesi duyulur.
Kalbi atar.
Öyleyse bırak,
Geçmiş kendi sessizliğinde uyusun.
Gelecek kendi sırrını saklasın.
Biz bugün yaşayalım.
Çünkü dün, yalnızca bir hatıradır.
Yarın, henüz yazılmamış bir ihtimaldir.
Bugün ise Rabb’in bize emanet ettiği
En kıymetli hakikattir.
Ve ben, bütün ömrümün öğrendiği en büyük cümleyi
Bugünün alnına yazıyorum:
"Dünler anıdır, yarınlar meçhuldür;
İnsana yakışan, bugünün hakkını vermektir.
Çünkü gerçek, ne geride kalandır ne de uzakta bekleyen...
Gerçek, şu an attığımız kalbin sesidir."
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.