0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
25
Okunma
Varsın boyu uzamasın mısraların,
Gölgenin yorulduğu yerde, bırak dizeler dinlensin.
O vahşi kanyonların kuytusunda saklı duran
Kadim bir nehir elbet bir gün sesini bulacaktır.
Çatırdasın varsın o modern cesaretin kemikleri,
Yalancı çardakların apaklığına inat,
Kendi karanlığında dürüstçe üşüyen kalbin,
Sahte tiyatrolardan çok daha soylu, çok daha pak.
Kapat kapılarını o kısık ıslıkların ayazına,
Bozkırın altındaki tohum bilirse baharı bilir.
Beklediğin o yaz güneşi uzaklarda değil,
Kendi göğsünde sakladığın o son gözdedir.
Güneşin veda vakti, gölgeler uzadığında,
Kapım aralık kalacak, senin gelişine.
Unutulmuşluk değil bu, bir "bekleyiş" sadece,
Tıpkı denizin kıyıya dönen her dalgası gibi.
Yıllar, dediğin nedir ki?
Avuçlarımdaki tuzun hüznü geçecek,
Sen geldiğinde, o yosun yeşili gözlerinde,
Yıldızlar yeniden yerini bulacak.
Korkma sakın, kapım kapalı değil sana,
Omuzum, yorgun başını bekleyen bir liman.
Fısıltın, rüzgarın en içli bestesi olacak,
Ve biz, yarım kalan o Cumartesi şarabını,
Yakamozların şahitliğinde, yeniden paylaşacağız.
Gönlümün eşiği sana hep açık;
Çünkü sevgi, zamana değil,
Uçurtmaların özgürlüğüne sığınan soylu karanlık
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.