0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
43
Okunma

Bir harf düşer önce, sessizce sayfaya,
Ne kavuşmak yazılmıştır buna, ne de elveda.
Gözlerinde birikmiş o eski fırtına,
Dokunur sızına, bıraktığın o yara.
O kördüğümdür ki ruhuna ilmek ilmek atıldı,
Huzur diye sunduğum, hüznün zehrine katıldı.
Her bir gizem, gözlerinde bir kuytu köşe saklar,
Şair sustukça derinleşir, seni benden ayıklar.
Mısralar yürür üstüne, üstü kapalı bir izle,
Seni senden alıp götürür derin bir denizle.
Sözcüklerin ardında gizli bir çift göz var,
Seni inciten o eller, ruhunu sakince okşar.
Adı konmamış bir sızıdır bu, faili meçhul umutlar,
Sırf sen oku diye yazılır, ruhunu sarar bulutlar.
Gönlünü kaptırırsın da fark etmezsin dökülen heceleri,
Bir hüzün gölgesi mesken tutar sendeki geceleri.
Zaman erir avucunda, bir seraba bürünür her an,
Söyle, hangi mısradır seni can evinden vuran?
Bu öyle bir tılsım ki, hem uzaksın hem rüya,
Mürekkep biter de, sızın dökülür dünyaya.
Bu ne vazgeçiştir, ne de körkütük bir davet,
İçindeki feryada fısıldanan bir nihavent.
Şair sustu bak, şiir bıraktı nöbeti gözlerine,
Kime yandın bunca zaman, kim girdi kalbine?
Tamer KARAKAŞ
KASTAMONU / 25.07.2026
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.